Konuşunuz Unakıtan
OLAY 1 SEVGİLİ okuyucularım, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, merkezi ABD’de bulunan ve Türkiye’de çalışan Citibank’ın 2 milyar dolar tutarındaki vergi borcunu bir imza atarak sildi mi? Affetti mi? Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri aylar süren vergi incelemesi sonrasında Citibank için vergi inceleme raporu düzenlediler. Bu raporlar, vergi denetmenlerinin bir anlamda iç denetim birimi olan ve deneyimli vergicilerden oluşan "Okuma Komisyonu" tarafından da incelenip kontrol edildi. Ardından vergi cezaları kesildi. Citibank yetkilileri, Maliye Bakanlığı’na başvurup "düzeltme" yoluyla 2 milyar dolarlık vergi ve cezasının silinmesini istediler. Oysa vergi inceleme raporu dayanak alınarak kesilen vergi ve cezada "düzeltme" diye bir çözüm yolu yok. Citibank’ın önünde sadece iki yol vardı. 1- "Ben bunu ödemek istiyorum ama pazarlık yapalım" diyerek uzlaşma isteyebilirdi. 2- "Bu vergi ve cezalar hukuka aykırıdır" deyip Vergi Mahkemesi’nde dava açabilirdi. Fakat o da ne! Bu olayda Citibank icin "çok özel" bir üçüncü kapı açılıverdi! Bakanlık Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu, üç sayfalık bir yazı hazırladı ve bu yabancı bankaya kesilen vergi cezasının tamamının kaldırılmasını Kemal Unakıtan’ın onayına sundu. Unakıtan da bu yazıya "olur" verdi ve 2 milyar dolarlık vergi cezası bir anda siliniverdi! Cumhuriyet tarihinde, Maliye tarihinde böyle bir olay görülmüş değil. Raporu hazırlayan vergi kontrolörleri ile "Bu rapor doğrudur, işlem yapılmalıdır" diyen komisyon bile, bu verginin bir kalemde silindiğini çok sonra öğrendiler! İşçi Partisi bu olayı belgeledi, Başbakan ve Maliye Bakanı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Burada Kemal Unakıtan’a soruyorum: Bu olay nedir? Citibank’a bu kıyak niçin, hangi yasal gerekçeyle yapılmıştır? Beyefendi şimdi aday olduğu Eskişehir’de futbolcu transferi yapıyor, Maliye Bakanlığı’na ait bilgisayarları orada seçmenlere dağıtıyor. Fırsat bulduğu takdirde elbette açıklama yapacaktır! OLAY 2 VERGİ Dünyası Dergisi’ni, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Derneği çıkarıyor. Dernek üyeleri şu anda hesap uzmanı olan kamu görevlileri. Bürokrasinin gözbebeği olan, vergi kaçaklarının üzerine gidip devlete trilyonlar kazandıran seçkin kadrolar. Dergide Hesap Uzmanları adına çok çarpıcı bir yazı yayınlandı. Özetliyorum: "Anayasa uyarınca vergiler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bu ilkeye bu dönemde uyulmuyor. Yapılan işlemlerin ortak noktası, kanuna aykırı olarak veya kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanarak, alınması gereken verginin alınmamasını sağlayan metinler olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yapanlar (Maliye Bakanlığı) bütün uyarılara karşın hukuka aykırı uygulamaları sürdürüyor. Bu yanlışların en büyüğü ise yapılan bu yanlışlara ses çıkarmamak, hatta farklı nedenlerle alkış tutmaktır." Yazı şöyle bitiyor: "Biz Maliye Hesap Uzmanları Derneği olarak yanlışa alkış tutmaya devam edenlerin, bir gün tarihsel sorumlulukları ile hesaplaşma zorunda kalacaklarını bildiriyoruz. Yasal zemini olmayan uygulamaları alışkanlık haline getirenlere de, her türlü yasal mekanizmayı devreye sokma kararlılığı ile ’Kanun namına durun’ diyoruz." OLAY 3 MALİYE tarihinde görülmemiş bir olay daha. Şu anda devletin Baş Hesap Uzmanı olan Nihat Uzunoğlu, devletin tam 32 trilyon lira tutarında bir alacağının tahsil edilme olanağını ortadan kaldırdığı ve yandaş bir holdinge haksız kazanç sağlattığı için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Daire Başkanı Adnan Ertürk hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Hesap Uzmanı Kazım Serkan Salalı tarafından ortaya çıkarılan 32 trilyonluk kamu alacağının, bununla ilgili dava açılması için gerekli onayı vermeyen ve raporu işlemden kaldıran Daire Başkanı Ertürk’ün yargılanıp cezalandırılması isteniyor. Devletin Maliye Bakanlığı, Bay Unakıtan’ın elinde bu durumlara düştü! Hesap sorulmayacak mı? Elbette sorulacak. Bay Unakıtan’ı şimdiden Yüce Divan önünde görür gibiyim. Emin ÇÖLAŞAN 17 Temmuz 2007.
Maliye Bakanlığı’na telekulak soruşturması
Danıştay, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu
ANKARA - Maliye Bakanlığı’nda ’telekulak’ skandalı patladı. Danıştay 1. Dairesi, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu.
Danıştay, Ateş’in telefonlarını dinlemeye aldıran Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni istenmesine dair yapılan başvuruya ilişkin hazırlanan raporu yetersiz buldu. Yeni bir raporun hazırlanıp kendilerine gönderilmesini isteyen Danıştay, daha sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek.
VERGİ DENETMENİNİN TELEFONU KOCASININ ÜZERİNE KAYITLI
Nermin Ateş’in kullandığı cep telefonunun, eşi Hıdır Ateş adına kayıtlı olduğu tesbit edildi. Hıdır Ateş, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na başvurarak eşi Nermin Ateş’in kullandığı ve kendi adına kayıtlı bulunan cep telefonunun hangi gerekçelerle dinlemeye alındığını sordu. Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde dilekçe yazarak, telefonunun neden dinlendiğini soran Ateş’e, istediği bilgilerin kendisine verilemeyeceği yanıtı verildi.
Ateş de, bu yazı sonrası hakkında açılmış bir soruşturma olmadığı halde telefonunun dinlemeye alınarak özel hayatın gizliliğinin ve iletişim özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia ederek telefonu dinlemeye alan Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında şikayetçi olduğunu belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık da ilgililer hakkında soruşturma başlatmak için Maliye Bakanlığı’ndan izin istedi. Maliye Bakanlığı, olayı incelemesi için müfettiş görevlendirdi. Müfettiş, Ateş’e ait telefonu dinlemeye aldırma eylemiyle illiyet bağı bulunan tüm şüphelilerin isnat edilen eylemle ilgilerine göre haklarında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönünde bir öneri getirilmesi yönünde bir inceleme yapmadan soruşturma izni verilmemesi gerektiğini belirtti.
BAKANLIĞIN KARINA İTİRAZ
Hıdır Ateş, Maliye Bakanlığı’nın bu kararına itiraz etti. İtirazı görüşen Danıştay 1. Dairesi Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma vizesi verdi. Kararda şöyle denildi:
"Eylemle illiyet bağı bulunan şüphelilerin ismen ve görev yerleri itibariyle tespit edilerek haklarında yasal merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak tüm şüphelileri kapsayan bir ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından söz konusu inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıkları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın eksiksiz olarak dairemize gönderilmesi gerektiğinden, itirazın kabulüyle Maliye Bakanı’nın, şikayetin işleme konulmamasına ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın gereğinin yapılması için Maliye Bakanlığı’na iadesine oy çokluğuyla karar verildi"
Maliye Bakanlığı, Danıştay’ın bu kararının ardından yeni bir rapor hazırlayacak. Danıştay da hazırlanan raporu inceledikten sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek. (anka)
.Nuray BABACAN / ANKARA - Süleyman DEMİRKAN/ANKARA
Hükümetin Meclis’i hızlı çalıştırma gayreti sonucu, Odalar ve Borsalar Yasası’nda genel sekreter seçilemeyecek suçların, "seçilebilecekler" arasında sayılmasına yol açan hataya bir yenisi eklendi.
Devletin vergi borcu ve alacaklarını düzenleyen yasada, Çankaya Köşkü’ne yanlış cetvel yollandı. Yasada, "Postlar, kürkler ve taklit kürkler" sıralanırken "sığır postları" unutuldu. Yasa Resmi Gazete’de yayınlandıktan bir hafta sonra hata fark edildi.
AKP hükümetinin "
Gül, bekletmeden onayladı
TBMM Genel Kurulu, devletin vergi borcu ve alacaklarına ilişkin bazı düzenlemeler içeren Amme Alacakları Yasasını 4 Haziran’da kabul etti. Yasa, Çankaya Köşkü’ne onay için gönderilirken, Genel Kurul’da kabul edilen değil, yanlış cetvel yollandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yasayı bekletmeden 6 Haziran’da onayladı.
Sığır postunu unuttular
Köşk’e gönderilen yasanın en sonunda yeralan cetvelde, arabaların silindir hacimleriyle, uygulanacak vergi miktarları bir çok yerde yanlış yazıldı. Hata bununla da kalmadı, ÖTV’den muaf tutulacak, "Postlar, kürkler ve taklit kürkler" sıralanırken de "sığır postları" unutuldu. Yasa resmi gazetede yayınlanınca, yapılan hata fark edildi. TBMM Genel Sekreterliği, 13 Haziran’da Resmi Gazeteye ilan vererek, yanlış cetvelleri düzeltti.
Yaparız-yapamazsınız tartışması
TBMM bürokratları, Çankaya Köşkü’ne Genel Kurul’da kabul edilen metin yerine, yanlış metin gönderildiğini kabul ettiler. Meclis’te
Bu ne laçkalık?
Ancak bu durum muhalefetin sert tepkisine neden oldu. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi CHP’li İsa Gök, "Bu bir laçkalıktır. Bırakın düzeltmeyi, virgülün yerini bile değiştiremezler. Meclis’ten çıkan metin farklıdır, Köşkün onayladığı farklıdır. Meclis oyuncak edildi. Bu kadar absürt ve komik duruma düşürüldü" dedi. Gök, yıllarca hukuk fakültelerinde "yasada bir virgülün yerinin önemi" üzerine ders aldıklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı’nın onayladığı, Meclis’te kabul edilen metin değildir. Dolayısıyla yasa onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiş sayılır. Düzenleme
Atama kararnamesinde maddi hata yapıldı
HİÇBİR dönemde görülmediği ölçüde, TBMM’de yasaların yanlış yasalaştığı, bu yanlışlar düzeltilmeden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanıp,
Özensizlik hakim
Altında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün imza ve onaylarının bulunduğu üçlü kararname,
Redaksiyon yetkisi ile yasa yapıyorlar
TBMM’de AKP iktidarı döneminde "yasama" anlayışındaki farklılıklar, son 5 yılın en çok tartışılan konusunu oluşturdu. Komisyonlarda sadece yasalardaki "imla hatalarını" düzeltmek için alınan "redaksiyon yetkisi" ile yeni madde yazıldığı belirlendi. Hakimler ve Savcılar Yasası ile Odalar ve Borsalar Birliği Yasalarında da komisyonun aldığı redaksiyon yetkisi ile komisyon üyelerinin haberi bile olmadan yasalara yeni maddeler eklediği saptandı. Muhalefetin sık sık eleştirdiği bu durum, AKP tarafından pek dikkate alınmadı. Komisyonlarda ayrıca, yanlış önerge verilmesi, görüşme usullerine uyulmaması, yanlış oylama yapılması gibi olaylar da sık sık tartışma yarattı. Bu dönemde başvurulan bir başka yöntem ise görüşülmesi zaman alacak tasarıların, kısa yoldan Meclis’e göndermek oldu.
.Maliye Bakanı Unakıtan, 5 eski bakanla maliye politikalarını değerlendirdi...
Bakanlar Kurulu gündeminde bulunan vergi denetiminin yeniden yapılandırılması konusuyla ilgili tartışmalar sürüyor.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 5 eski Maliye Bakanı ile İstanbul’da bir
araya gelerek, son düzenlemeleri ele aldı. AA muhabirinin edindiği
bilgiye göre, 12 Nisan Cumartesi günü İstanbul Yüksek Ticaret ve
Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Mezunları
Derneği tarafından düzenlenen Bölge Kongresinin ardından düzenlenen
özel bir akşam yemeğinde bir araya gelen Unakıtan ile 5 eski Maliye
Bakanı, vergi denetiminin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili Kanun
Tasarısı hakkında görüş alış verişinde bulundu.
Söz konusu yemeğe, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile birlikte eski
Maliye Bakanları Ziya Müezzinoğlu, Sümer Oral, Ahmet Kurtcebe
Alptemoçin, Abdüllatif Şener ve Zekeriya Temizel katıldı. Yemekte eski
Bakanlar, denetimle ilgili Kanun Taslağı konusundaki görüşlerini dile
getirdi. Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelirler
Kontrolörleri Biriminin kapatılarak, bu birimlerin aynı unvanla tek bir
çatı altında birleştirilmesinin sakıncalı yönlerini ortaya koyan eski
Bakanlar, bu birleşmenin vergi denetiminde etkinliği arttırmak bir
yana, yeni problemlere neden olabileceği uyarısında bulundu.
Diğer ülkelerdeki vergi denetim modellerinin de kademeli bir biçimde
organize edildiğine işaret eden eski Bakanlar, vergi denetim
birimlerinin Türkiye’de aynı unvan ve çatı altında bir araya
getirilmesinin sorunları çözemeyeceği kanısında olduklarını ifade etti.
Bakanlar, 100 yılı aşkın bir süredir kurumsal kültür, bilgi birikimi ve
deneyime sahip bulunan kurumların yeniden yapılanma adı altında
kapatılmasının vergi denetimi gibi hassas bir konuda kontrolsüz ve
öngörülmeyen bir yapılanmanın ortaya çıkmasına neden olabileceği
görüşünü de savundu. Maliye Bakanı Unakıtan, Maliye bürokratları ve
Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal da, taslağın hazırlık süreci ve
getirilen düzenlemeler hakkında açıklamalarda bulundu.
Bu arada eski Maliye Bakanları, yemekte Maliye Bakanı Unakıtan’dan daha
etkin kamu finansman yönetimi ve borçlanma politikası için, Hazine
Müsteşarlığı bünyesindeki Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünün tekrar
Maliye Bakanlığına bağlanmasını da istedi. Eski Bakanlar, bu şekilde
Maliye politikalarının da daha sağlıklı şekilde yürütülebileceğini
belirtti.
Öte yandan Maliye Bakanlığı Teftiş ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelir
İdaresi Başkanlığı bünyesindeki Gelirler Kontrolörlerinin, Vergi
Denetim Kurulu adı altında birleştirilmesiyle ilgili rahatsızlık da
sürüyor. Hesap uzmanları ve Maliye müfettişleri, Maliye Bakanına
bağlanacak yeni birimde gelirler kontrolörlerinin yer almamasını
isterken, kontrolörler de, taslakta vergi denetçisi olabilmeleri için
öngörülen "3 aylık eğitim ve mülakat" şartına karşı çıkıyor.
Gelirler kontrolörleri, müfettiş ve hesap uzmanları doğrudan vergi
denetçisi olurken, kendilerinin vergi denetçisi olmasının koşula
bağlanmasının ayrımcılık olduğunu ileri sürüyor. Taslakta vergi
denetmenleri de, idari yapılanmada şimdi olduğu gibi Gelir İdaresi
Başkanlığı bünyesinde bırakılıyor. Ancak, taşrada faaliyet gösteren
vergi denetmenlerinin denetim planlaması ve performans ölçümünün Vergi
Denetim Kurulu eliyle yürütülmesi hükme bağlanıyor. Söz konusu taslak,
vergi denetim birimlerinin yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığının
teşkilat yapısını da yeniden düzenliyor.
Bu çerçevede, İdaredeki Başkan Yardımcılıklarının sayısı 5’den 3’e
düşürülüyor. İdarede Gelir Yönetimi, Mükellef Hizmetleri, Uygulama ve
Veri Yönetimi, Tahsilat ve İhtilaflı İşler ile Denetim ve Uyum Yönetimi
için 5 ayrı Genel Müdürlük oluşturuluyor. Strateji Geliştirme ile AB ve
Dış İlişkilerle ilgili işlemlerin de müstakil Daire Başkanlıkları
eliyle yürütülmesi öngörülüyor.
tampaylaş alıntı
İstisnaların devlete faturası
Vergideki istisna, muafiyet ve indirimler, geçen yıl devlete 11 milyar 952 milyon YTL'ye mal oldu.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Maliye Bakanlığı Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü, ''vergi harcaması'' olarak nitelenen vergideki istisna, muafiyet ve indirimler nedeniyle 2007'de oluşan vergi kayıplarına yönelik kapsamlı bir çalışma yaptı.Bu çalışmada, öncelikle dünya uygulamaları tarandı. Dünyada ilk Vergi Harcaması Raporunun, 1959 yılında Almanya'da hazırlandığı, bunu 1968 yılında ABD'nin takip ettiği belirlendi. Daha sonra da İspanya, İngiltere, Kanada, Fransa ve Hollanda gibi OECD ülkelerinin bu raporları düzenlediği ve günümüzde OECD ülkelerinin tamamına yakınında yıllık Vergi Harcaması Raporu yayınlandığı ortaya kondu.
Çalışmada daha sonra vergi ve diğer kanunlarda yer alan vergi muafiyeti, istisna ve indirimleri ile benzeri uygulamalar, vergi harcaması veya standart vergi sisteminin bir parçası olup olmadıkları yönünden incelemeye tabi tutuldu.
Çalışmada Dünya Bankası uzmanlarından da faydalanıldı ve her bir kanun itibariyle vergi harcaması kapsamında değerlendirilen hükümleri içeren listeler meydana getirildi.
-630'U AŞKIN İSTİSNA DÜZENLEMESİ VAR-
Bu çalışmalar sonucunda da ''Vergi Harcamaları Raporu'' oluşturuldu.
Raporda, ülkemizde vergi kanunlarında çok sayıda istisna, muafiyet ve indirim olduğu vurgulandı. Aynı şekilde vergi ile ilgisi bulunmadığı halde birçok kanunun, kendi amacına uygun olarak değişik vergi istisna, muafiyet ve indirimleri barındırdığı belirtildi.
Raporda, vergi istisnası, muafiyeti ve indirime yer veren kanun sayısı 151 olarak belirlendi. Bu kanunlarda da vergi harcaması olarak nitelenen 630'u aşkın düzenleme bulunduğu bildirildi.
Harçlar Kanunu 54 değişik istisna, muafiyet ve indirim ile vergi harcamasının en yoğun olduğu Kanun olurken, bunu 46 düzenleme ile Gelir Vergisi Kanunu, 45 düzenleme ile Petrol Kanunu, 41 düzenleme ile de Emlak Vergisi Kanunu izledi.
İstisna, muafiyet ve indirimlere yer veren diğer bazı kanunlar da şöyle sıralandı:
Emniyet Teşkilatı Kanunu, Köy Kanunu, Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun, Posta Kanunu, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, Türkiye İle ABD Arasındaki Vergi Muafiyetleri Anlaşmasının Tasdikine Dair Kanun, Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, SSK Kanunu, Devlet Memurları Kanun, Gecekondu Kanunu, Deniz İş Kanunu, Kimlik Bildirme Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, Boğaziçi Kanunu, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, İstanbul Kentinde Yapılacak Olimpiyat Oyunları Kanunu, Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun, Mera Kanunu, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu, Hayvan Islahı Kanunu, Elektrik Piyasası Kanunu, Türkiye Adalet Akademisi Kanunu, Bankacılık Kanunu.
-BÜTÇE AÇIĞINI KAPATACAK BİR KAYIP VAR-
Raporda, vergi harcaması olarak tanımlanan vergi istisnası, muafiyetleri ve indirimlerinin devlete faturasının 11 milyar 952 milyon YTL olduğu hesaplandı.
Bunun 7 milyar 108 milyon YTL'lik bölümünün de Gelir Vergisi Kanunda yer alan istisna, muafiyet ve indirimlerden kaynaklandığı belirlendi.
2007 bütçe açığının 13,8 milyar YTL olduğu göz önünde bulundurulduğunda, vergi harcamalarının neredeyse bütçe açığına yakın bir rakam oluşturduğu dikkati çekti.
Toplam vergi gelirlerinin yüzde 7,8'ini oluşturan vergi harcamalarının gayri safi milli hasılaya oranı da yüzde 1,9 olarak tespit edildi.
Rapora göre, vergi harcamaları, toplam gelir vergisi içinde yüzde 21, kurumlar vergisi içinde yüzde 26, KDV içinde yüzde 0,8, ÖTV içinde de yüzde 0,5'lik bir pay oluşturdu.
İstisna, muafiyet ve indirimler sonucu oluşan kayıp, gelir vergisinde 7 milyar 707 milyon YTL'yi, kurumlar vergisinde 3 milyar 173 milyon YTL'yi, KDV'de 401,8 milyon YTL'yi, ÖTV'de 199,6 milyon YTL'yi, diğer kanunlarda da 1 milyar 70 milyon YTL'yi aştı.
-ÜCRETLERDEKİ İSTİSNANIN FATURASI BÜYÜK-
Gelir vergisinde ortaya çıkan kaybın, 5 milyar 291 milyon YTL'si ücretlerdeki istisnalar sonucu meydana geldi. Ticari ve zirai kazançlardaki yatırım istisnası 216 milyon YTL, gayrimenkullerdeki istisna 358 milyon YTL, hizmetçilerin, süt ninelerinin, dadıların, bahçıvanların ve kapıcıların elde ettikleri ücretlerdeki istisna da 660 milyon YTL tutarında vergi harcaması doğurdu.
Yatırım indirimi istisnası da, kurumlar vergisinde 1 milyar 192 milyon YTL, gelir vergisinde ise 69 milyon YTL'lik kayba yol açtı.
-SONUÇ-
Raporun sonuç bölümünde ülkemizde son zamanlarda vergi mevzuatının sadeleştirilmesi çalışmalarına rağmen hala önemli miktarlarda vergi harcaması olduğu vurgulandı.
Özellikle vergi kanunları dışında birçok kanunda vergi harcaması niteliğindeki hükümlere yer verildiği, bunların da vergi sistemini bozduğu maliyet hesaplamasını güçleştirdiği ve vergi idaresinin bilgisi dışında olması nedeniyle de uygulamayı zorlaştırdığı ifade edildi.
-KAYIP BİLANÇOSU-
Raporda, vergi harcaması şeklindeki istisna, muafiyet ve indirimler sonucu oluşan vergi kayıplarından bazıları şu şekilde belirlendi.
VERGİ KANUNLARI VERGİ HARCAMASI
. (Bin YTL)
----------------------------------------- ---------------
Gelir vergisi 7.107.631
-Vergiden muaf esnaf 216.000
-Ticari-zirai kazanç. yatırım.indirimi ist.
-Gayrimenkul ve haklarda istisna 353.383
-Kapıcı, hizmetçi, süt ninesi, dadı ve
bahçıvan v.b elde ettikleri ücretlerde ist. 660.000
-İşverenlerin ücretliler için toplu taşıması 90.000
-Gerçek ücretlerde istisna. Sandıklara ödenen
aidat ve primler 5.291.438
-Sendikalara ödenen aidatlar 198.730
-Ücretlilerin bireysel emeklilik sistemine
ödedikleri katkı payları 19.496
-Evlilik ve doğumda ücretlilere yapılan yardım 5.100
-Ücretlilere sağlanan sosyal imkanlar 72.000
-Ücretlilere ödenen çocuk zamları 42.000
Kurumlar vergisi 3.173.053
-Yatırım indirimi istisnası 1.192.188
-İl özel idaresi, belediye ve köylerin
oluşturduğu birlik ve kuruluşlarca işletilen
su ve yolcu taşıma işletmeleri 161.656
-Kurumların en az 2 yıl süreyle aktiflerinde
bulundurduğu taşınmazları ve iştirak hisselerini
satmaları sonucu elde ettiği kazançlar 1.546.821
-Yurtdışı iştirak hissesi satışları 38.105
-Yurtdışı onarım ve inşaat işleri nedeniyle
elde edilen kazançlar 112.145
-Yapılan bağışlar 82.834
Katma Değer Vergisi 401.807
-Kurum, belediyeler ve il özel idarelerinin en
az 2 yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak
hisseleri ile gayrimenkullerinin devir ve
teslimi ile borçlara karşılık bankalara yapılan
iştirak hissesi, gayrimenkul devir ve teslimleri 205.606
-Yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan
makine ve teçhizat teslimleri 91.262
-Petrol ve maden arayanlara yapılan teslim ve hiz. 42.678
Bazı Kanunlardaki istisna, muafiyet ve indirim düzenlemelerinin sayıları da
şöyle:
DÜZENLEMELER HARCAMA ADEDİ
--------------------------------- -------------
Gelir Vergisi Kanunu 46
Kurumlar Vergisi Kanunu 19
Katma Değer Vergisi Kanunu 10
Özel Tüketim Vergisi Kanunu 8
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu 3
Vergi Usul Kanunu 1
Damga Vergisi Kanunu 1
Harçlar Kanunu 54
Emlak Vergisi Kanunu 41
Belediye Gelirleri Kanunu 35
Gider Vergileri Kanunu 21
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu 15
Telgraf ve Telefon Kanunu 2
Köy Kanunu 2
Türk Parasının Kıymetini Koruma Kan. 3
Belediye Kanunu 1
Emniyet Teşkilatı Kanunu 1
Gümrük Kanunu 45
Tarım Satış Koop.ve Birlikleri Kanunu 8
Teknoloji Geliştirme Kanunu 3
T.İş Kurumu Kanunu 4
SSK Kanunu 8
Petrol Kanunu 11
Devlet Memurları Kanunu 10
Kooperatifler Kanunu 8
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 4
A.A. .
| Çarşamba, 16 Nisan 2008 | |
|
Vergi Denetmenleri Derneği Genel Başkanı Aykut GÜLEÇ, Maliye Bakanlığı bünyesindeki denetim birimlerinin birleştirilmesine yönelik yapılan çalışmalarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Genel Başkan Güleç, şunları ifade etti: “ Vergi Denetmenleri, hâlihazırda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı 29 ilde kurulan Vergi Dairesi Başkanlıkları’nda ve belirlenen denetim alanları neticesinde, tüm Türkiye’de vergi incelemesi, ayriyeten teftiş ve soruşturma yapmaktadırlar. Toplam sayısı 2799’dur. Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSS) başarılı olmuş, en az 4 yıllık lisans diploması almış, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler fakülteleri ve dengi okullar mezunu olanlar arasından, tekrar yazılı ve sözlü sınava tabi tutularak seçilmektedir. 3 yıl süren yardımcılıktan sonra gireceği yeterlik sınavını verenler ve olumlu sicil alanlar Vergi Denetmeni olarak atanmaktadırlar. Vergi Denetmenleri; hesap uzmanları, maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri gibi, vergi inceleme yetkisini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 135 inci maddesinden almaktadırlar. Büyük küçük her mükellef aynı yetki ile kanunlar çerçevesinde Türkiye’nin her yerinde tarafımızca incelenmektedir. Vergi Denetmenleri, incelemelerin % 90’ını gerçekleştirmekte olup, toplam denetim gücünün % 80’ini oluşturmaktadırlar. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil ÇİÇEK’in Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından yaptığı net açıklamaya karşın; halen bazı grupların ülkemizin her yerinde en zor şartlar altında görev yapan Vergi Denetmenlerini, gerçeklerle bağdaşmayan bahanelerle ısrarla yeniden yapılandırmaya dâhil etmeme girişimleri, bizler gibi kamuoyunca da şaşkınlıkla ve ibretle izlenmektedir. Bireysel çıkar ve arzular, meslek taassubu her zaman önde tutulduğu için, bu güne kadar ülkemizde etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulamamıştır. Sonuç olarak; denetim biriminin tek unvandan oluşması, merkez ve bölgelerden (taşra) oluşması, geçişlerin olması ve en önemlisi, mesleğe girişlerin sadece en alttan olması gerekmektedir. Zira böylece liyakat esası geçerli olacak olup, ülkemizin değişik yörelerinde tecrübe kazanmış ve halkımızı yakından tanıyan gençlerin önü açılmış olacaktır. Neticede; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, gerçek manada başarı ve emek anahtar olacaktır.” |
'Vergi denetmenleri yeni yasada hangi çatı altında toplanacak?'' şeklindeki soru üzerine Çiçek, ''(Vergi Denetçisi) unvanı adı altında bunların hepsi birleştiriliyor. Yani, ''hesap uzmanı'' sıfatı kalkıyor. ''Maliye Müfettişi'' sıfatı kalkıyor. Vergi denetmenleri, vergi kontrolörleri... Bu sıfatların hepsi kalkacak. 'Vergi Denetçisi' unvanı altında birleştirilecek. Maliye Bakanlığı bünyesinde tek çatı altında toplanmış olacak'' dedi.
.Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,
Sosyal Güvenlik Reformu ile ilgili yasa tasarının arkasından Türk Ceza
Kanunu'nun (TCK) 301. maddesinde öngörülen değişikliğin gündeme
geleceğini belirterek, ''Muhtemelen bugün grubumuz bunu teklif olarak
verebilir'' dedi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının
ardından yaptığı açıklamada, TBMM'de Sosyal Güvenlik Reformu ile ilgili
yasa tasarısının görüşüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:
''Sosyal
Güvenlik Reformu ile ilgili tasarının arkasından 301, onu gündeme
getirmeye çalışıyoruz. Muhtemelen bugün grubumuz bunu teklif olarak
verebilir, 'verecek' demiyorum, verebilir. Ümit ederim ki; bu meseleyi
de gündemden çıkarmış oluruz. Arkasından da Türk Ticaret Kanunu'nun
Meclis'te görüşülmesini biz arzu ediyoruz. Tabii Meclis gündemi kendi
içinde belirleniyor ama bizim arzumuz bu yasaların arka arkaya
görüşülmesidir.''
Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısında, Gelir İdaresi
Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Değişikliği Tasarısı,
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun Yürürlükten Kaldırılmasıyla
İlgili Tasarı, Devlet Sırları Kanunu Tasarısı ve Kişisel Verilerin
Korunması Kanun Tasarısının imzaya açıldığını bildirdi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 4 tane kanun tasarısının imzaya açıldığını kaydetti.
Söz
konusu tasarılardan ilkinin Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkındaki Kanun Değikliği Tasarısı olduğunu belirten Çiçek,
iktidarları döneminde ekonomiyi kayıtlı hale getirebilmek için önemli
çalışmalar yapıldığını, bunların başında ''vergi denetiminde etkinlik
ve verginin artırılması, uygulamada birliğinin sağlanması ve denetim
elemanlarının eş güdüm ve işbirliği içinde çalışmalarını
sürdürmesinin'' geldiğini kaydetti.
Şimdi bu tasarıyla tüm
denetim elemanlarını tek kurul altında toplamayı amaçlayan bir
düzenleme yaptıklarını belirten Çiçek, Türkiye'de denetim elemanları
konusunun çok başlılık arz ettiğini ifade etti.
Maliye
Bakanlığında doğrudan Bakana bağlı bir Maliye Teftiş Kurulu olduğunu,
bir de Hesap Uzmanları Kurulu bulunduğunu söyleyen Çiçek, Gelir İdaresi
Başkanlığı bünyesi içerisinde merkezde gelirler kontrolörleri, taşrada
vergi denetmenleri olduğunu, kadro sayısına bakıldığında Maliye Teftiş
Kurulu'nda 127 Maliye Müfettişi, 300 hesap uzmanı ve 316 da gelirler
kontrolörü olmak üzere toplam 743 denetim elemanı bulunduğunu söyledi.
Çiçek, ''Taşrada ise vergi dairesi başkanlıkları emrinde 2779 vergi
denetmeni bulunmaktadır. Türkiye'de denetimler bu çerçevede yapılıyor.
Bunların hepsini tek çatı altında toplayan bir düzenlemeyi getiriyoruz.
Böylece istiyoruz ki; bu farklılıklardan kaynaklanan bir kısım
sıkıntılar ortadan kalkmış olsun'' dedi.
İkinci tasarının
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun yürürlükten kaldırılmasıyla
ilgili olduğunu dile getiren Çiçek, ekonomik gelişmelere paralel olarak
zaman zaman vergi kanununda değişiklikler yapıldığını, veraset yoluyla
intikal eden malların vergiye esas alınacak değerleri üzerindeki bir
kısım tespitlerden kaynaklanan zaman zaman mükellefle Maliye arasında
ihtilaflar çıktığını söyledi. Çiçek, ''Hem intikal yapılmasını
geciktirmekte, işin malikiyle fiilen kullananlar arasında sıkıntılara
ve bir çok hukuki uyuşmazlıklara sebebiyet vermektedir. Bütün bu
uyuşmazlıklara rağmen acaba bu sıkıntıları çekmeye değer mi diye
baktığımızda astarı yüzünden pahalı olan bir kanun haline gelmiştir.
Dolayısıyla bu kanunu yürürlükten kaldıran bir düzenlemedir'' dedi.
Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün üzerinde durduğumuz
iki tasarı daha var. Bunlardan biri devlet sırlarıyla ilgili kanun.
Geçtiğimiz hükümet döneminde hazırlanmıştı. Bunlar birbirleriyle
bütünlük arz eden üç tasarıdır. Bunlardan birincisi Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu, ikincisi Ticari Sır Kanunu onu da TBMM'ye sevk ettik. Üçüncüsü
de Devlet Sırları Kanunudur. Bununla kamu idaresinde denetimi daha açık
daha şeffaf hale getirebilmek, işlemlerin kamu tarafından bilinebilir
olmasını temin için bu alanlarda da bir önemli düzenleme yapmak
gerekiyor. Kaldı ki meclise gönderdiğimiz tasarıyla da bağlantılı
olarak Türkiye'de bir kısım yolsuzluklar söz konusu olduğunda idare
pekala bunları sır kapsamında mütalaa edebiliyordu. Denetim yolları bu
alanlarda işlemiyordu. O nedenle yaptığımız çalışmalar çerçevesinde bu
konuda şeffaflığı, denetlenebilirliği getirebilmek için o son tasarıyı
da bugün itibariyle imzaya açmış oluyoruz. Devlet Sırları Kanunu da,
Ticari Sır Kanunuyla eş zamanlı olarak umut ediyoruz ki TBMM'de
görüşülmüş olacaktır.''
Vergi denetimi bağımsız olmalı
12/02/2008 (2124 kişi okudu)
Bugünlerde sızan bazı haberler; Maliye Teftiş Kurulu'nun, Hesap Uzmanları Kurulu'nun ve Gelirler Kontrolörleri Kurulu'nun kaldırılacağı ve bunların Gelir İdaresi Başkanı'na bağlı olarak vergi denetçisi adı altında bir kurulda toplanacağı, vergi denetmenlerinin ise eskiden olduğu gibi illerde vergi dairesi başkanlarına bağlı olarak çalışmaya devam edeceği yönünde hazırlıklar yapıldığını ortaya koyuyor. Geçmişte başından kötü vergi denetimi deneyimi geçmiş olanlar "Oh olsun" diyorlardır eminim. Vergiyle başı dertte olan birçok kişi de bu yeni düzenin daha kaotik bir yapı yaratacağını ve vergi denetiminin zayıflayacağını, dolayısıyla daha az inceleneceğini umarak yeni düzenlemeye destek veriyor olabilir.
Türkiye'yi yönetenler ve onlara programlarıyla destek veren IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, bir yandan Türkiye'nin kayıt dışı ekonomi olmaktan kurtulmasını bir yapısal reform olarak tanımlayıp bu yolda adımlar atılması gereğini vurgularlarken, bir yandan da kayıt dışılığın bilinen en yaygın biçimi olan vergi dışılığı önleyebilecek olan vergi denetimiyle görevli denetim elemanlarının başında Demokles'in kılıcını sallandırıyorlar.
Vergi yönetiminin bağımsız ya da özerk olması diye bir şey söz konusu olamaz. Vergi yönetimi ve vergi politikası bir hükümetin en temel işlevlerinden birisidir. Eğer bir hükümet vergi uygulamasını yönlendiremiyorsa başka hiç bir şey yapamaz. Vergi oranlarını indirmek ya da artırmak, vergi yasalarını, yönetmeliklerini yapmak ve uygulamak, yeni vergiler getirmek ya da mevcutların bazılarını kaldırmak siyasal iktidarın en önemli görevlerinin başında gelir. Bu görevler bağımsız ya da özerk bir kuruluşa devredilemez. Türkiye, Gelir İdaresi Başkanlığı adı altında bir örgütlenmeye giderek bence doğru yapmadı. Gerçi uygulamada bu başkanlık bağımsız ya da özerk olamadığı için uygulamada pek bir sorun çıkmadı ama görünürde de olsa vergi yönetiminin özerkliği yanlış bir kavram olarak ortada kalmaya devam etti.
Bağımsız olması gereken vergi yönetimi değil, vergi denetim işlevidir. Vergi denetimi, vergi yönetimi ile vergi yargısı arasında bir yerdedir ve siyasetten bağımsız olmak durumundadır. Hükümet yasayı çıkarır, vergiyi koyar, nasıl uygulanacağını yorumlar. Ondan sonrası vergi denetiminin işidir. Yani mükellef bu düzenlemeye uygun olarak vergisini hesaplayıp ödemiş mi ödememiş mi bunun saptanması vergi denetimine aittir. Ve bu saptama bağımsız bir denetim birimi eliyle olmalıdır. Aksi takdirde siyasal iktidar kendisine yakın olanları denetletmeyebileceği gibi denetçiler üzerinde baskı yapıp raporlarını değiştirtebilir. Oysa vergi denetim birimi bağımsız olursa siyasetin karışımı söz konusu olamaz.
Yapılması gereken şey Vergi İdaresi Başkanlığı'nı yeniden Gelirler Genel Müdürlüğü haline getirmek ve bağımsız bir Vergi Denetim Kurulu (VDK) kurmaktır. Bu kurula Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri alınmalıdır. Hepsine Vergi Müfettişi ya da Vergi Denetçisi unvanı verilmeli ve ücretleri özel kesim ücretlerine yakın biçimde yüksek tutulmalıdır. Bu denetim elemanlarının hepsi son derecede fazla emek ve zahmetle yetiştirilmiş elemanlardır ve küstürülmeleri çok yanlış olur. Böylece kurulacak kurul mali bağımsızlığa da kavuşturulmalı ve vergi gelirlerinden pay verilerek oluşturulacak bir bütçeyle yönetilmelidir. Vergi Denetim Kurulu yalnızca denetim yapmakla yükümlü olmalı, denetçilerin yazacağı vergi inceleme raporları bu kurul başkanlığı tarafından ilgili vergi uygulama birimine ya da vergi yargısına doğrudan gönderilmelidir. Siyasal iktidarın bir yandan yapısal reformların en önemlisinin kayıt dışılığı önlemek olduğunu anlatırken bir yandan da vergi denetimini zayıflatacak düzenlemelere yol vermesini ve vergi denetim elemanlarını küstürmesini anlamanın imkân yoktur.
| |||||
| |||||
| |||||
| |||||
« Önceki :: Sonraki »

