Vergi incelemesine neden seçilebilirsiniz?

Zeki GÜNDÜZ / VERGİ PORTALI


13.05.2009 - 09:03

Vergi incelemesine seçilme nedenleri;

. Tamamen tesadüfen,

. Bir konu genel olarak taranırken,

. Sektör incelemesi sırasında,

. Bir başka şirket incelenirken, ona mal veya hizmet satmış veya almışsanız,

. İhbar varsa (Genellikle de eski çalışanlardan gelir),

. İkili anlaşmalar çerçevesinde alınan bilgiler,

. Kara para incelemeleri,

. Tek vergi numarası uygulaması çerçevesinde toplanan bilgilerden hareketle yapılan kontroller (Banka faiz gelirleri incelemeleri, gayrimenkul satış incelemeleri, borsa satış incelemeleri),

. Beyanname, ekleri ve bilanço/gelir tablosu dip not tutarsızlıkları,

. Mali idarece fişlenmiş olma (Sahte belge kara listesine girme),

. Kasa hesabının şişkinliği,

. Yüksek ortaklar cari hesabı,

. Şişkin bir "kanunen kabul edilmeyen gider" rakamı,

. Düzeltme beyanları,

. İade talepleri,

. Sürekli ve yüksek miktarlı devreden KDV,

. Sürekli zarar beyan ediliyor olması,

. Büyük mükellef olma (Sürekli incelenme anlamına geliyor),

. Kârlılık oranının sektörel ortalamaya göre sapma göstermesi (Elektronik beyan sonrası vergi idaresi daha fazla veriyi elektronik ortamda alıp işleyebilir, karşılaştırabilir hale getirilebilir),

. Beyannamenin diğer indirim satırında gösterilen rakamlarla ilgili yeterli açıklama yapılmamış olması.

Vergi inceleme süreci iyi yönetilmelidir

Vergi incelemeleri şirket hayatında çok önemlidir. Bu nedenle de önemi ölçüsünde dikkatle izlenmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.

Uygulamada bazen oldukça ilginç yaklaşımlarla karşılayabiliyoruz. İnceleme başlıyor, bitiyor, tutanak alınıyor, rapor tebliğ ediliyor, dava açma süresinin bitimine az kala müşavir aranmaya başlanıyor.

Tabii bu, en abartılmış hal, fakat şu veya bu eksikle bu tür durumlarla sık karşılaşıyoruz.

Bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili olarak hazırladığımız liste iki bölüm halinde aşağıda yer almaktadır.

İlk bölümde inceleme aşamasındaki sürecin yönetimi, ikinci bölümde de inceleme sonrası süreç yönetimi ele alınmıştır.

Vergi incelemesi süreci nasıl yönetilir?

. İnceleme öncesinde alınacak tedbirler alındı mı?

- Sorunlar

- Sorunların analizi

- Olası tehditler biliniyor mu?

- Savunma dayanakları ve belgelenmesi

. İnceleme başladığında

- Alarm düğmesine basıldı mı?

- Süreç sorumluları kim?

- İnceleme elemanının sorduğu sorular?

- İnceleme elemanının istediği belgeler?

- İnceleme elemanının istediği çalışmalar?

- Defter ve belgeler tutanakla mı teslim edildi?

- İncelemenin yapılacağı yer konusunda karar verildi mi?

- İnceleme elemanları ile yapılan teknik müzakereler nasıl yürütülüyor?

- Şirket yönetimi ile süreci yürütenler bir araya gelip değerlendirme

yapıyorlar mı?

- İnceleme elemanı ile olan ilişkilerde gerekli özen gösteriliyor mu?

- Tutanak alınırken nelere dikkat edilmeli?

- Kayıtlara uygun mu?

- Açıklamalarımız tam ve istediğimiz şekilde yer alıyor mu?

- Bize göre olmaması gereken ifadeler var mı?

- Tarhiyat öncesi uzlaşma istemeli miyiz?

İnceleme sonrası süreç nasıl yönetilir?

. Raporla ilgili analiz yapıldı mı?

. Konuyla ilgili yardım alınacak uzmanların tespiti yapıldı mı?

. Farklı uzman görüşleri alındı mı?

. Uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yola karar verildi mi?

Uzlaşma

. Tarhiyat öncesi mi?

. Tarhiyat sonrası mı?

. Hazırlık

. Uzlaşılabilecek rakam tespit edildi mi?

. Uzlaşmada kullanılabilecek savunma noktaları belirlendi mi?

. Yazılı bir ön metin hazırlandı mı?

. Rakamlar biliniyor mu?

. Kimler katılacak?

 Yargı

. Literatür taraması yapıldı mı?

. Mukteza ve yargı kararları tarandı mı?

. Duruşma düşünülüyor mu?

. Duruşmada kim yer alacak?

 Yargı sonrası

. İdare kararı anladı mı?

. İdarenin yaptığı işlemler doğru mu?

. Süreç izleniyor mu?

. Taraflar zaman zaman bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıyor

mu?

. Gidişata göre neler yapılıyor?

. İhtiyati tahakkuk/ihtiyati haciz uygulandı mı?

. Yurtdışı çıkış yasağı uygulandı mı?

. Teminat istendi mi?

. Yürütmeyi durdurma kararı gerekiyor mu?

.

Yorum (0)

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nca hazırlanan 2008 yılı faaliyet raporunda yer aldığı üzere; 01.01.2008- 31.12.2008 tarihleri arasında denetim elemanları tarafından yapılan vergi incelemeleri sonucunda;
- 113.073 adet rapor yazılmış,
- 78.838.889.618 TL matrah üzerinden;
- 211.092.889.340 TL matrah farkı,
- 4.692.368.482 TL matrah farkı üzerinden tarh edilen vergi,
bulunmuştur. Öte yandan; vergi denetim birimleri itibarıyla 2008 yılı vergi inceleme sonuçlarının ise aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir:

2008 Yılı Vergi İnceleme Sonuçları

DENETİM BİRİMLERİ

RAPOR SAYISI

İNCELENEN MATRAH (YTL)

BULUNAN MATRAH FARKI (YTL)

MATRAH FARKI ÜZERİNDEN TARH EDİLEN VERGİ (YTL)

Teftiş Kur.Bşk.

214

1.989.392.091

158.452.669

12.763.771

Hesap Uz.Kur.Bşk.

2.257

19.205.401.726

11.828.006.641

1.181.730.547

Gelirler Kontrolörleri

2.351

6.906.461.648

190.481.501.165

1.725.714.339

Vergi Denetmenleri

68.089

48.488.423.808

7.803.234.736

1.693.601.820

 

Tablodan anlaşılacağı üzere; 2008 yılında Vergi Denetmenleri tarafından yapılan vergi incelemelerinin vergi inceleme elemanları tarafından yapılan toplam vergi incelemelerine oranı ise yüzde 93’dür. Tablonun analizinden çok önemli bir sonuç daha ortaya çıkmaktadır. Bu sonuç; böylesine büyük vergi denetim gücünün daha objektif ve etkin işlerde kullanılması gereğidir. Vergi denetim gücünün %80’nini oluşturan Vergi Denetmenleri, harcanan zamana ve mesaisine değmeyecek, maliyeti karşılamayacak katma değer yaratmayacak inceleme ve diğer işlerle uğraştırılmamalıdır.. Esasen, bu gücün daha objektif ve etkin işlerde kullanılması halinde, denetimden beklenen verim artacak olup, vergi kayıp ve kaçağının asgari düzeye indirilmesi, vergide adalet ilkesinin uygulanması mümkün hale gelecektir. Aksi durumda; vergi denetiminin amacından uzaklaşılmaktadır. Kaldı ki; Vergi Denetmenleri’nin inceleyecekleri mükellefleri seçme şansı, çalışma şekli itibarıyla hemen hemen hiç bulunmamaktadır. Diğer taraftan; Vergi Denetmenleri sadece vergi incelemesi yapmamaktadır. Teftiş ve soruşturmanın yanı sıra, geniş kapsamlı verilen bir çok işi ülke çapında gerçekleştirmektedir. Bu ve benzeri çalışma sonuçları yukarıda yer alan benzeri istatistiki sonuçlara yansımamaktadır.


Gelir İdaresi Başkanlığımızın vizyonu; her türlü ekonomik yapı ve aktiviteyi geliştiren, kavrayan, güvenilir, etkin, şeffaf, küresel boyutta öncü ve örnek idare olmaktır. Temel değerleri ise; güvenirlilik, adalet, tarafsızlık, etkinlik, saydamlık, sorumluluk bilinci, çözüm odaklılık, yetkinlik, sürekli gelişim ve katılımcılıktır. Bu çerçevede her yıl hazırlanan faaliyet raporlarında; gelir idaresinin diğer denetim birimi olan Gelirler Kontrolörlerinin vergi incelemeleri ve diğer çalışmaları detaylı bir biçimde yer alırken; Vergi Denetmenleri tarafından yapılan vergi incelemelerinin sonuçları ve diğer çalışmaların detaylarına hiç yer verilmemektedir. Geçen yıl hazırlanan 2007 yılı faaliyet raporu da aynı şekilde olduğundan, gerekli uyarılar yapılmış idi. Bu tip davranışlar ve hareket tarzıyla Vergi Denetmenleri camiasını, yaptığı işleri küçük ve önemsiz göstermek mümkün değildir. Bilakis; tam tersine mesleğimizin önemi daha da artmaktadır. İdari kadrolarda bulunan bazı bürokratların, bulunduğu makamın tüm çalışanları temsil ettiğini unutup, geldiği denetim birimini temsil etmesi, hak ve menfaatlerini koruması; sadece ve sadece öfke, soğukluk, huzursuzluk getirmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığımızın vizyonuna ters, kamuoyunu doğru bilgilendirme ilkesine aykırı, emeği ve alın terini hiçe sayan bu durumu camia olarak kınıyoruz. Ayrıca, uyarılara rağmen ısrarla bu tutumu sürdüren, faaliyet raporunu hazırlayan ilgili bürokratı ve/veya bürokratları yeni Gelir İdaresi Başkanımız Mehmet KİLCİ’ye şikayet ediyoruz.

Vergi Denetmenleri Derneği

 

.

Yorum (0)

Bir vergi denetmeninin isyanı

24.02.2009 | Eyüp Can | Yorum

Doğan Yayın Holding'e (DYH) kesilen 862 milyon TL'lik haksız vergi cezasından sonra hangi işadamı ile konuşsam aynı şeyi soruyor: "Bu işin sonu nereye varacak?" Fakat ben bugün sizlere iş dünyasının değil bir vergi denetmeninin isyanını aktarmak istiyorum. Çünkü DYH'ye kesilen her türlü objektiviteden uzak aşırı yoruma dayalı vergi cezasıyla birlikte neredeyse tüm Gelir İdaresi çalışanları, özellikle de denetim elemanları büyük zan altında kaldı. Dün sabah saatlerinde DYH'nin basın bilgilendirme toplantısına katıldım. Hem DYH CEO'su Mehmet Ali Yalçındağ, hem de CFO Soner Gedik haksızlığa uğramış olmanın verdiği haklı kırgınlığa rağmen, alabildiğine özenli bir dil kullandılar. Siyasi yorumu kamuoyunun takdirine bırakıp her konuda alabildiğine detaylı teknik bilgi verdiler.En teknik, en karmaşık, en çetin soruları hiçbir açık kapı bırakmadan tek tek cevapladılar.

Bunun üzerine aldı beni bir merak.

Madem hisse devrinin 26 Aralık değil, 2 Ocak'ta gerçekleştiği gün gibi aşikâr…

Madem vergisi ödenmiş bir işlemden dolayı vergi kaçakçısı ilan edilmek haksızlığın daniskası…

Ve madem grubun 2006 sonu yerine 2007 başında parayı alıp hisse satışını gerçekleştirmesi (30 milyon TL'lik vergi ödemesini 3 ay sonra yapmak dışında) hiçbir vergisel avantaj sağlamıyor, neden 11 ay boyunca inceleme yapan hesap uzmanlarına gerekli izahat yapılmadı?

Kendisi de 27 yıllık deneyime sahip bir hesap uzmanı olan DYH CFO'su Soner Gedik acı acı gülümsedi.

"Yapılmadı değil, YAPIL-A-MADI. Çünkü incelemeyi yapan gelirler kontrolörü arkadaşlar istedikleri her türlü bilgi ve belgeyi sağlamamıza rağmen, ilk günden itibaren bizimle sıfır teması seçti. Olabilir saygı duyarım. Fakat en azından teamül gereği kafasında oluşan şüpheleri bize sorup savunmamızı alması gerekirdi. Kendi raporunun güvenilirliği için istemeliydi. O da yapılmadı. Onun yerine 11 aylık inceleme raporuna 1 gün içinde tutanak tutmak istedi. Bunca yıllık hesap uzmanıyım ben böyle bir inceleme görmedim!"

Peki neden?

Siyaset dahil pek çok sebep var.

Fakat Gedik'in sebepler arasında saydığı bir konu özellikle dikkate değer.

"Maalesef mevcut sistemde hesap uzmanları adeta kim daha fazla ceza kesecek diye skor yarışına sokuluyor. Oysa yazılan cezaların yüzde 90'ı yargıdan dönüyor. Dolayısıyla bir hesap uzmanı için önemli olan matrah üzerinden skor yarışına girmek değil, yazılan cezanın tahsil edilip edilemediği."

27 yıllık deneyimli hesap uzmanı Soner Gedik'in itirazı böyle.

Şimdi gelelim geçen hafta yazdığım "Bacakları titreyen işadamı" başlıklı yazım üzerine kaleme sarılan vergi denetmeninin isyan mektubuna.

"Ben işini hobisi kadar severek yapan bir vergi denetmeniyim.DYH'le ilgili raporları görmek lazım ama yazınızda mevzuat olarak katıldığım ve katılmadığım (özellikle kaçakçılık yazılmamalıydı ve KDV hesaplanmamalıydı bence de) yerler var. Ancak Bumin üstadın da dediği gibi yorum farkı. Vergi mevzuatı özellikle çok karışık bir dille yazılmış ki herkes anlamasın ve birileri bu işten para kazansın.

Ama benim değineceğim konu başka, IMF ile yapılan görüşmeler neden tıkanmış bir araştırsanız (Gelir İdaresi ve denetim elemanlarının bağımsız olmaması en büyük sorun.) Yargı nasıl bağımsızsa denetim elemanları da en azından vergi incelemesi yapan denetim elemanları da (inceleme yapan dört birim de) bağımsız olmalı.

2000 TL'ye çalışıyorum ve bu yılki matrah farkım 38 milyon TL (150'nin üzerinde inceleme ve soruşturma raporuyla, vergi, ceza ve faizi hariç) ama hakkım olduğu ve sürem dolduğu halde eş durumundan tayin bile yaptıramıyorum. Her sene en az üç ay inceleme için doğu illerinde turne yaptığım halde, idareyle (yapılan harcırah haksızlığı yüzünden) üç davam var. Odamda evrak dolabım bile yok; sadece 2 koltuk var, mükellefler üç kişi gelirse rezilliği siz düşünün. Normal bir memur gibi sıra tahsisli lojman hakkım var 8 yıldır hiç oturamadım. Telefonum şehirdışına kapalı, hatta bir ara şehiriçi 3 dk süreliydi. Ek göstergem 2200. Yetkimi VUK'un 135. maddesinden alırım, ne bir başkan ne de bakanın bana yetki vermesine gerek yok ama bağımsızlığımızı törpülemek için idare elinden geleni yapar.

Üzerimde aynı anda teftiş, soruşturma ve inceleme iş yükü birikmiş durumda. Yükselebileceğim en büyük mevki vergi dairesi başkanlığı oda küçük illerde ve torpilim varsa. Torpil nasıl edinilir son incelemede görülüyor. Sami Selçuk demişti ya 'Cüzdanla vicdan arasındayız' diye. Biz de mevkiiyle vicdan arasındayız. Vicdanlılar eşek gibi çalışırken diğerleri sırça köşklerinde oturuyor. Bir kısım arkadaşların zorlama raporlar düzenleyerek bizleri taraflı, maksatlı, art niyetli, iş bilmez, raporları yargıdan dönen elemanlar gibi göstermeye hakkı yok.

Biz devletin ve mükellefin hakkını eşit olarak gözeten, tarafsız, vicdanlı, onurlu, iyi yetişmiş maliye denetim elemanlarıyız. Bunları maliyede çalışan denetim elemanlarını acındırmak için değil, durumlarını tespit etmek için yazıyorum.

Toplumun da bilgisi olsun, Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun bacaklarını titreten havalı cıvalı devletin en köklü müfettişlerinin durumu budur."

Başka söze ne hacet!

.

Yorum (0)

Vergi kanunlarında değişikliği öngören yasa tasarısı

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti vergisinin yüzde 15'den yüzde 5'e indirilmesi öngörüldü.

<_script /><_script />

AA

Ankara- Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, her nevi telekomünikasyon işletmeciliği kapmasındaki (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri (vergi oranı yüzde 25), radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler (vergi oranı yüzde 15) ile kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti kapsamına girmeyen, diğer telekomünikasyon hizmetlerinden alınacak vergi oranını ise yüzde 15 olarak belirlendi.

Söz konusu hizmetlerin birlikte veya birbiriyle bağlantılı olarak verilmesi halinde ise, her hizmet tabi olduğu oran üzerinden vergilendirilecek. Bakanlar Kurulu, yüzde 25 oranını yüzde 10'a, yüzde 15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte yüzde 5'e, yüzde 5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya yetkili kılındı.

Tasarıda yer alan bir başka değişikliğe göre de emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet fonlarının ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf tutulacak.

Taşıtlara vergi affı

Bu arada tasarıda yer alan geçici madde ile de ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı ve tescilli bulunan, 1978 model veya daha eski olan motorlu taşıtlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2009'a kadar, kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, vergi cezaları ve plakaya kesilen idari para cezaları terkin edilecek (vazgeçilecek).

Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıtlar vasfını kaybeden, 1998 model ve daha eski taşıtların, bu durumlarının belgelendirilmesi halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4'ünün 31 Aralık 2009'a kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi, verginin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve plakalarına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek ve ödemeyi takiben trafik tescil kayıtları silinecek.

Çalıntı araçlara ilişkinde yapılan düzenleme ile 5 Temmuz 2003'den önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5 Temmuz 2003'e kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olan ve madde yürürlüğe gireceği tarihte ödenmemiş bulunan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları da terkin edilecek.

Noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtların vergileri, gecikme zammı, faizleri ve cezaları, taşıtın 31 Aralık 2009'a kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, düzeltme zaman aşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilecek. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31 Aralık 2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek.

Ancak, bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu taşıtları taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile buna ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar ilgili kanun gereğince cezalandırılacak.
Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmeyecek.

Vergi kanunlarında değişiklik öngören yasa tasarısı, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olmasını öngörüyor.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacak. İstisna edilen kazançlar üzerinden Gelir Vergisi'nin 94. maddesi kapsamında tevfikat yapılamayacak. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmeyecek.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerle de müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10 Şubat 2005 tarihli ve Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi vergi konusunu teşkil eden faaliyet olacak. Bu kanuna göre, düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işletmecileri sorumlu olacak. Tasarıya göre, düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depolardan çekilmesi vergiyi doğuran olay anı olarak görülecek.

Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için, teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmesi gerecek, teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olması ya da yetkili gümrük antreposuna konulması gerekecek. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmeyecek.

Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa (kayıp) uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumlu tutulacak.

Araçlar ve petrol aramalarında istisnayı öngören 13. maddenin, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerle ilgili hükmü, ''deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen hizmetler ile ihracat, ithalat ve transit rejim kapsamında işlem gören mallar için liman ve hava meydanlarında işleticileri tarafından verilen hizmetler ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Maddeye, ''ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsalar aracılığıyla ilk teslimi'' hususu eklendi.
Transit taşımacılıkla ilgili 14. maddesine, ''standart depolarda istisna uygulanacak motorin miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigorifik depoları için ayrıca uygulanacak hükmü'' eklendi. Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar çıkarmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

 

Konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkarıldı

Kültür ve eğitim amacı taşıyan istisnalarla ilgili 17. maddesine 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, kanunda belirtilen işlemler hariç olmak üzere, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi vi Ticaret Bakanlığı'ndan ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri hükmü eklendi. Maddenin o bendi de ''gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Madde hükmünden ''konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri'' ibaresi istisna kapsamından çıkarıldı. Özel matrah şekilleriyle ilgili 23. maddenin ''gümrük depolarında ve müzayede salonlarında yapılan satışlarda kesin satış bedeli'' ile ilgili hükmü ''gümrük depolarında ve müzayede mahallerinde yapılan satışlarda kesin satış bedeli ile 5300 sayılı kanun kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, ürünün çekildiği tarihte senedin işlem gördüğü borsada oluşan değeri'' şeklinde değiştirildi.

Vergi indirimiyle ilgili 29. maddenin 2 numaralı fıkrasının ''yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi nakden iade edilir. Maliye Bakanlığı bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir'' hükmü, ''Yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilecek. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen veya amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığı ise bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

4046 sayılı kanunun 1. maddesinin A fıkrası ile özelleştirme kapsamına alınan iktisadi kıymetlerin aynı kanun hükümleri çerçevesinde teslim ve kiralanması işlemleri ile 320 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 2 maddesi kapsamındaki şans oyunları işletme lisansı verilmesi işlemleri vergi müstesna olacak. Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından ''vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisinin indirilmesiyle ilgili hüküm uygulanmayacak.
Dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak maddelerin tesliminde Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendi hükümlerine göre, bölgeler, sektörler veya mal grupları itibariyle işlem yaptırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olmasıyla ilgili süre 31 Aralık 2008 tarihinden 31 Aralık 2010 tarihine ötelendi. Bu maddenin uygulanmasında ihracat süresi olarak anılan bentteki süre yerine bu rejimlerle öngörülen süreler esas alınacak. İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faiziyle birlikte alıcıdan tahsil edilecek.

Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 31 Aralık 2011 tarihine kadar tamamlanmak üzere projelendirilen ve toplam proje bedeli içinde en az 200 milyon Türk Lirası tutarında makine ve teçhizat alımı öngörülen yatırımlarda yeni makine ve teçhizatın teslim veya ithalinde ödenen katma değer vergisi, yatırımcı mükellefe üç aylık dönemler itibarıyla Maliye Bakanlığınca kanunda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde iade edilecek.
Gerçekleşen yatırım öngörülen şartları taşımaması halinde iade edilen vergi, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle yatırımcı mükellef adına tarh edilecek. İade edilen vergiler ile vergi cezalarında zaman aşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlanacak. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.



İstisna uygulanacak yakıt miktarı

Özel Tüketim Vergisi'nin vergiden istisnayı düzenleyen 7/A maddesinde yapılan değişiklikle standart depolarda istisna uygulanacak yakıt miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigofirik depoları için ayrıca uygulanacak.

Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu madde düzenlenen istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, istisnayı bu maddeye göre işlem yapanlara verginin iadesi yöntemiyle uygulamaya yetkili olacak.

Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1 sayılı listenin B cetvelinde yer alan bazı mallara ilişkin özel tüketim vergisi, bu kanuna ekli 1 sayılı cetvelde karşılarında gösterildiği tutarlarda tespit edilmiş, aynı cetvele bu kanuna ekli 2 sayılı cetvelde yer alan bazı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı mallar eklenmiş. Buna göre, yağlama yağları, diğer yağlar, yağlama müztahzarları kilogramda 0,9345 Türk Lirası ÖTV ile eklendi.
Mineral yağlar veya mineral yağlar gibi aynı amaçla kullanılan diğer sıvı yağlar için diğer müstahzar katkılar ise 1,6135 Türk Lirası ÖTV ile dahil edildi.



Telsiz telefon vergileri

31 Aralık 2013 tarihine kadar, 4. sayılı listede yer alan ''alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları'' Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı malların karşısında gösterilen orana göre hesaplanan verginin, bu malların her bir adedi için 40 TL'den az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 40 TL vergi alınacak. Bakanlar Kurulu bu tutarı sıfıra kadar indirmeye, beş katına kadar artırmaya yetkili olacak.


Asgari geçim indirimi

Kanunun ilgili maddesine eklenen fıkrayla ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınacak. Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler içine, iktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneği'ne makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların tamamı da dahil edildi.
Tasarıya göre, Maliye Bakanlığı, muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile üçer aylık verilen beyannamelerin dönemini aylık olarak belirlemeye yetkili olacak.
Maliye Bakanlığı, 94. maddeye göre tevkifat yapacaklardan 10 ve daha az hizmet erbabı çalıştıranlar ile hizmet erbabı çalıştırmayanlara ilişkin olarak beyanname verme süresinden itibaren üç ayı geçmeyecek şekilde, ödeme zamanı belirlemeye yetkili olacak.
Kurumlar Vergisi Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasının g bendinde yer alan ''Milli Piyango İdaresi'' ibaresi, ''5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar. Bu muafiyetin, söz konusu kanunun 5. maddesinde belirtilen yatırım ve işletme giderlerine ilişkin sınırlamaya tabi olmaksızın, şans oyunları lisans veya işletim hakkını hasılattan belli oranda pay almak suretiyle devralan kurumlara şumulü yoktur'' şeklinde değiştirildi.

İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneği'ne makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların tamamı, Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim yapılacak.
Kurumlar Vergisi Kanununun sermaye şirketleriyle ilgili maddesinde belirtilen fonlardan, katılımcıları ya da kurucuları tam mükellef gerçek kişi veya kurum olmayanların portföylerini yöneten ve Sermaye Piyasası Kurulunun izniyle kurulan portföy yönetim şirketleri, bu fonların iş merkezleri olarak değerlendirilemeyecek, daimi temsilcileri sayılacak.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısında, Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nun (EKK) hukuki alt yapısına ilişkin düzenlemelere gidildi.

Buna göre, EKK, Başbakanın belirleyeceği bakanlardan oluşacak ve Başbakan Yardımcısı Kurula başkanlık edecek. EKK toplantılarına konuyla ilgili bakanlar ve kamu görevlileriyle özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri davet edilebilecek.
EKK, mali, parasal, finansal ve reel istikrar çerçevesinde genel ekonomik istikrarı ve ekonomik dengeleri güçlendirici, ekonomik birimlere küresel rekabet avantajı sağlayan verimlilik ve gelir artırıcı ortamı iyileştirici, sürekli ve sürdürülebilir ekonomik performans için gerekli yapı ve ilişkiler sistemini destekleyici karar ve uygulamaların koordinasyonunu sağlayacak, gerekli tedbir ve kararları alacak.

Yurt içi ve yurt dışı ekonomi, para, kredi, finans, maliye, borçlanma, finansman, gelirler ve ekonomiyle ilgili diğer politikaların, ekonomik plan ve programların karar ve uygulama süreçlerinin tespitinde ve uygulanmasında koordinasyon sağlayacak Kurul, küresel ekonomik gelişmelerle ulusal çerçevede reel sektör, finans sektörü, kamu sektörü ve dış ekonomik sektörlerdeki gelişmeleri ve temel göstergeleri makro ve mikro çerçevede izleyecek, değerlendirecek.

Ekonomiyle ilgili veri ve bilgilerin küresel ve ulusal ölçekte standartlarının oluşturulmasında koordinasyonu sağlayacak olan EKK, ekonomik güvenlik ve ekonomik savunmaya ilişkin genel ilke ve esasları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılacak işbirliği çerçevesinde tespit edecek, uygulama sürecini belirleyecek ve gerekli tedbirleri alacak.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu, gerektiğinde gelir azaltıcı veya harcama artırıcı sonuçlar doğurabilecek ekonomik içeriğe veya etkiye sahip kanun tasarısı, kanun teklifi, karar ve uygulama önerilerini değerlendirecek, uygun görülenler hakkında etki analizleri yapacak veya yaptıracak.

Kurul, ülke ekonomisinin değerleme ve derecelendirilmesine ilişkin yapılan çalışmaları izleyecek, değerlendirecek, devlet yardımları politikalarının tespitinde ve uygulanmasında koordinasyon sağlayacak, gerekli tedbir ve kararları alacak. EKK, ödemeler dengesindeki gelişmeleri izleyecek ve değerlendirip gerekli tedbir ve kararları alacak.

Bakanlıkların kamu kurum ve kuruluşlarının uygulama süreçlerinin plan ve programlarla uyumlaştırılmasını sağlayacak Kurul, kararlarının uygulama süreçlerini izleyecek, değerlendirecek ve sonuçları, ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile Başbakana iletecek.

Her türlü bilgi ve belge verilecek

Kurul, görev alanına giren konularla ilgili her türlü bilgi ve veriyi bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarından isteyebilecek. Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları Kurul çalışmalarında kullanılmak üzere kendi görev alanlarıyla ilgili konularda topladıkları, işledikleri ve sakladıkları her türlü kayıt, bilgi ve veriyi belirlenen süre içinde Kurula vermek veya kullanımına açmakla yükümlü olacak.

Para-Kredi ve Koordinasyon Kuruluna yapılan atıflarla EKK'ya verilen görevlerle ilgili olarak Yüksek Planlama Kuruluna (YPK) yapılan atıflar EKK'ya yapılmış sayılacak. Destekleme politikaları ve destekleme fiyatlarıyla ithalattan alınacak teminat ve fonlara ilişkin Para-Kredi ve Koordinasyon Kuruluna yapılan atıflar YPK'ya yapılmış kabul edilecek.


Tasarıyla Para-Kredi Koordinasyon Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinden çıkarıldı. DPT'nin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamede değişikliğe gidilerek, DPT'nin YPK ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'ndan meydana geldiği ifade edildi.

Yüksek Planlama Kurulu'nun görevlerine, ''destekleme politikalarının esaslarını belirleyerek destekleme fiyatları konusunda Bakanlar Kuruluna tavsiyede bulunmak ve ithalattan alınacak teminat ve fonlar hakkında Bakanlar Kurulu'na teklifte bulunmak'' eklendi.

Tasarıya göre, Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü'nün 2009 yılı harcamaları Başbakanlığın 2009 yılı bütçesinde yer alan Ekonomik ve Mali İşler Başkanlığı'na ait ödeneklerden karşılanacak.

Menkul kıymet yatırım fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemlerle ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmayacak. Daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilecek ve tahakkuk edilen tutarlar silinecek. Tahsil edilmiş tutarlar ise red ve iade edilemeyecek.

Başbakanlık teşkilatı bünyesinde Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü oluşturulacak. Teşkilatın görevleri arasına Gelir vergisi stopajı, sigorta primi işveren payları ve enerji desteğiyle ilgili 31 Aralık 2008 tarihine kadar sürmesi öngörülen teşvik uygulamaları, 31 Aralık 2009'a kadar devam edecek.

Bakanlar Kurulu'nda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda yer alan ve 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanması öngörülen Gelir Vergisi stopajı, sigorta primi işveren payları ve enerji desteği ile ilgili teşvik uygulamaları, 31 Aralık 2009 tarihine kadar sürecek.

Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle, Başbakanlık teşkilatının görevleri arasına ''ekonomi ile ilgili politikaların, ekonomik plan ve programların, karar ve uygulama süreçlerinin tespitinde ve uygulamasında koordinasyon sağlamak'' eklendi.
Başbakanlık Teşkilatının ana hizmet birimleri arasına ''Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü'' eklendi.

Harçlar

Tasarıya göre, elektronik ortamda birlikte alınan muhtasar beyanname ve sigorta prim bildirgesinden sadece muhtasar beyanname için 20 TL damga vergisi alınacak. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu çerçevesinde, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen mukavelenameler ve ürün senedi'' damga vergisinden istisna olacak.

Harçlar Kanunda yapılan düzenleme çerçevesinde, ''emlak vergisi değeri'' belirlemesinde, kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarına ilişkin gerçek değerin tespitinde, inşa edilecek bağımsız bölüme isabet eden kısım, devir ve iktisap bedelinden ayrılmayacak.

''Nispi harçları bu fıkra ile artırılmadan önceki seviyelerine indirmeye'' ibaresi ''nispi harçları kanunla belirlenen oranlarının onda 1'i seviyesine kadar indirmeye'' şeklinde değiştirildi.

Harçlar Kanunun Tapu ve Kadastro İşlemlerinden Alınacak Harçlar ile ilgili 4 sayılı tarifenin ''tapu işlemleri'' başlığında yapılan düzenlemeye göre, arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde her bir bağımsız bölüm için 100 TL, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Maliye Bakanlığı'nca tespit ve ilan edilmiş bulunan sosyal mesken, işçi evleri ve bunlardan daha düşük nitelikteki meskenlerin tescilinde yine her bir bağımsız bölüm için 50 TL alınacak.

Bunların dışında her nevi cins ve kayıt tashihinde her bir işlem için 50 TL tahsil edilecek. Söz konusu işlemlerden Emlak Vergisi bildirimi verilmesini gerektirenlerin, yazılı bildirim verme süresi sonuna kadar tapuda gösterilememesi halinde harcın yüzde 50 fazlasıyla alınacağı yönündeki hüküm kaldırıldı.



Şans oyunları

Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun yapılan düzenlemeyle ''net hasılat'', hasılattan, şans oyunları vergisi ve eğlence vergisi ile oyun planlarına göre hesaplanan ve süresi içinde iştirakçilere ödenen ikramiyeler düşüldükten sonra kalan tutar olarak tanımlandı. Mevcut haliyle, söz konusu vergiler ile ''oyun planlarına göre hesaplanan ödenecek ikramiyeler düşüldükten sonra kalan tutar'' net hasılat olarak kabul ediliyor.

Yatırım ve işletme giderlerine ilişkin sınırlamaya yönelik maddede yapılan değişikliğe göre, ilgili kurum ve kuruluşların bir takvim yılı içindeki her türlü yatırım ve işletme giderlerinin toplamı, aynı dönemde elde ettikleri hasılat ve her ne ad altında olursa olsun elde edilen diğer gelirler toplamının yüzde 20'sini geçemeyecek.

Şans oyunlarının lisans ve işletim hakkının devri halinde, lisans veya işletim hakkını devreden ve devralan kurum ve kuruluşların payları, at yarışları hasılatından yarış müessesesine aktarılan müessese payı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı emrine açılan özel hesaba aktarılan tutarlar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca oynatılan şans oyunları hasılatından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne, federasyonlara ve spor kulüplerine aktarılan tutarlar, bu orana dahil olmayacak.

Mutabakat işlemleri ile ilgili maddede yapılan düzenlemeye göre, ilgili kurum ve kuruluşların, bir önceki takvim yılına ait kesin hesap ve mali tabloları, her takvim yılının sonundan itibaren azami 3 ay içinde çıkarılarak ödenmesi gereken kamu payları buna göre hesaplanacak ve hesaplanan bu tutarlar, yıl içinde ödenen tutarlarla karşılaştırılacak. Bu karşılaştırma sonucunda varsa eksik hesaplanan kamu payları, Nisan ayının sonuna kadar Bakanlık muhasebe birimi hesabına yatırılacak.

İlgili kurum ve kuruluşların 31 Mart 2007 tarihi itibariyle kanunu defter ve belgelerinde yer alan borçlarından bu tarihten sonra ödenen kısmı, hesaplanan kamu payından indirilebilecek.

Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunu'nda kamu personelinin tanımı yeniden yapıldı. Kanuna eklenen geçiçi maddeyle 31 Aralık 2013 tarihine kadar, ''indirim, istisna, destek ve teşvik unsurları''na ilişkin 3. maddesinde belirtilen Ar-Ge ve destek personelinin, bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, doktoralı olanlar için yüzde 90'ı, diğerleri için yüzde 80'i verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk edilen vergiden indirilmek suretiyle terkin edilecek. Bu süre içinde söz konusu 3. maddenin bu maddeye aykırı olan hükmü uygulanmayacak.

1606 sayılı bazı dernekler ve kurumların bazı vergilerden, bütün harç ve resimlerden muaf tutulmasına ilişkin kanuna, muafiyetin, kuruluşlara ait iktisadi işletmeleri kapsamadığına yönelik hüküm konuldu.

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ''menkul malların haczi'' ile ilgili maddesine fıkra eklendi. Resmi sicile kayıtlı olan menkul mallar ve hakların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılacak. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilecek ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilecek. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.

Gayrimenkul malların, gemilerin haczine ilişin maddeye eklenen fıkraya göre, tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilecek ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilecek. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.

Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin maddesindeki düzenlemeye göre, yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 TL, diğer amma alacaklarında 20 TL'ye kadar amme alacakları amme idarelerince terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zaman aşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilecek. Bakanlar Kurulu bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırabilecek.
Tahsile yönelik bilgilerin ve borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi sırrın ifşaı sayılmayacak. Ancak bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde cezalandırılacak.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın görevleri arasına, ''Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerine verilmesi gereken her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeleri, bu idarelerin mevzuatı gereğince elektronik ortamda bunlar adına almak'' dahil edildi.

Vergi Dairesi Başkanlığı'nı görevleri sıralanırken de ilgili işlemlerden dolayı idari yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili, bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak yer aldı.

Denetim elemanı ve uzman personel çalıştırılmasıyla ilgili maddede yapılan düzenlemeyle ''yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar'' ifadesi, ''yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacak'' şeklinde değiştirildi.
Maddede yapılan düzenlemeye göre, gelir uzmanları, özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe gelir uzman yardımcısı olarak alınacak. Bunlar en az 3 yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlilik sınavına girmeye hak kazanacak. Yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar gelir uzmanlığına, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosun atanacak. Gelir uzmanlığında en az 7 yıl fiili hizmeti bulunan ve bu sürede olumsuz sicil almamış olan gelir uzmanlarından meslekleriyle ilgili alanlarda tezli yüksek lisans veya doktora yapanlar ya da Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az C düzeyinde belge ibraz edenler, yapılacak sözlü sınavda başarılı olmak şartıyla devlet gelir uzmanlığına atanacaklar. Bunların mesleğe alınmaları yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenecek.
Gelir idaresi grup müdürü, vergi dairesi müdürü, müdür, vergi dairesi müdür yardımcısı ve müdür yardımcısı kadrolarına atanacakların, yapılacak yazılı ve sözlü sınavlardan ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almaları gerekecek. Şu kadar ki, Devlet gelir uzmanlığı unvanına atandıktan sonra bu unvanda 5 yıl hizmeti bulunanlar sınava tabi tutulmadan müdür olarak atanabilecek.

Vergi dairesi müdürleri, müdürler ve bunların yardımcıları ile vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olacak, buna ilişkin usul ve esaslarda yönetmelikle düzenlenecek.

Geçici maddeyle yürürlük tarihinden önce yeterlilik sınavına giren vergi denetmen yardımcılarından yapılan bu sınavlarda başarılı olamayan ve halen Başkanlık kadrolarında görev yapanlar, yürürlük tarihinden itibaren 6 aydan az olmamak üzere Başkanlık tarafından belirlenecek tarihte bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenecek yeterlilik sınavına çağrılacak. Yapılan yeterlilik sınavına girenlerden başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacaklar.

Organize sanayi bölgeleri

Organize Sanayi Bölgeleri Kanunundaki geçici maddeye eklenen fıkraya göre, 1 Ocak 2005 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında küçük sanayi sitesi olarak ayrılan veya bakanlık tarafından onaylanan ve yatırım programına alınan OSB'lerin bulunduğu alanlardaki mera vasıflı taşınmazlar hakkında, ilgili kamu idarelerince daha önce yapılan kamulaştırma ve diğer işlemler, tezyidi bedel dahil kamulaştırma, faiz ve diğer bedellerin ödenmesi kaydıyla geçerli kabul edilecek. Bu işlemlere dayanılarak ilgili gerçek ve tüzel kişiler adına tapuda yapılan tesciller korunacak, mülkiyete yönelik Hazinece dava açılmayacak, açılmış davalardan vazgeçilecek, açılan davalar sonucunda bu taşınmazların mera olarak sınıflandırılmasına ve özel sicile yazılmasına dair verilen ve kesinleşen mahkeme kararları uygulanmayacak ve bu kararlar uyarınca tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilecek.

 

26 Ocak 2009

.

Yorum (0)

Vergi kanunlarında değişikliği öngören yasa tasarısı

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti vergisinin yüzde 15'den yüzde 5'e indirilmesi öngörüldü.

<_script /> MNetBanner("cumhuriyet_anasayfa_468x60"); <_script />

AA

Ankara- Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, her nevi telekomünikasyon işletmeciliği kapmasındaki (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri (vergi oranı yüzde 25), radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler (vergi oranı yüzde 15) ile kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti kapsamına girmeyen, diğer telekomünikasyon hizmetlerinden alınacak vergi oranını ise yüzde 15 olarak belirlendi.

Söz konusu hizmetlerin birlikte veya birbiriyle bağlantılı olarak verilmesi halinde ise, her hizmet tabi olduğu oran üzerinden vergilendirilecek. Bakanlar Kurulu, yüzde 25 oranını yüzde 10'a, yüzde 15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte yüzde 5'e, yüzde 5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya yetkili kılındı.

Tasarıda yer alan bir başka değişikliğe göre de emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet fonlarının ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf tutulacak.

Taşıtlara vergi affı

Bu arada tasarıda yer alan geçici madde ile de ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı ve tescilli bulunan, 1978 model veya daha eski olan motorlu taşıtlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2009'a kadar, kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması durumunda, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, vergi cezaları ve plakaya kesilen idari para cezaları terkin edilecek (vazgeçilecek).

Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıtlar vasfını kaybeden, 1998 model ve daha eski taşıtların, bu durumlarının belgelendirilmesi halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4'ünün 31 Aralık 2009'a kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi, verginin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve plakalarına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecek ve ödemeyi takiben trafik tescil kayıtları silinecek.

Çalıntı araçlara ilişkinde yapılan düzenleme ile 5 Temmuz 2003'den önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5 Temmuz 2003'e kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olan ve madde yürürlüğe gireceği tarihte ödenmemiş bulunan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları da terkin edilecek.

Noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtların vergileri, gecikme zammı, faizleri ve cezaları, taşıtın 31 Aralık 2009'a kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, düzeltme zaman aşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilecek. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31 Aralık 2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek.

Ancak, bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu taşıtları taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile buna ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar ilgili kanun gereğince cezalandırılacak.
Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, faizi, cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmeyecek.

Vergi kanunlarında değişiklik öngören yasa tasarısı, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olmasını öngörüyor.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısıyla, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31 Aralık 2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacak. İstisna edilen kazançlar üzerinden Gelir Vergisi'nin 94. maddesi kapsamında tevfikat yapılamayacak. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmeyecek.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerle de müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10 Şubat 2005 tarihli ve Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi vergi konusunu teşkil eden faaliyet olacak. Bu kanuna göre, düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işletmecileri sorumlu olacak. Tasarıya göre, düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depolardan çekilmesi vergiyi doğuran olay anı olarak görülecek.

Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için, teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmesi gerecek, teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olması ya da yetkili gümrük antreposuna konulması gerekecek. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmeyecek.

Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa (kayıp) uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumlu tutulacak.

Araçlar ve petrol aramalarında istisnayı öngören 13. maddenin, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerle ilgili hükmü, ''deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen hizmetler ile ihracat, ithalat ve transit rejim kapsamında işlem gören mallar için liman ve hava meydanlarında işleticileri tarafından verilen hizmetler ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Maddeye, ''ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsalar aracılığıyla ilk teslimi'' hususu eklendi.
Transit taşımacılıkla ilgili 14. maddesine, ''standart depolarda istisna uygulanacak motorin miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigorifik depoları için ayrıca uygulanacak hükmü'' eklendi. Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar çıkarmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

 

Konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkarıldı

Kültür ve eğitim amacı taşıyan istisnalarla ilgili 17. maddesine 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, kanunda belirtilen işlemler hariç olmak üzere, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi vi Ticaret Bakanlığı'ndan ürün senedi alım satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri hükmü eklendi. Maddenin o bendi de ''gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri'' şeklinde değiştirildi. Madde hükmünden ''konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri'' ibaresi istisna kapsamından çıkarıldı. Özel matrah şekilleriyle ilgili 23. maddenin ''gümrük depolarında ve müzayede salonlarında yapılan satışlarda kesin satış bedeli'' ile ilgili hükmü ''gümrük depolarında ve müzayede mahallerinde yapılan satışlarda kesin satış bedeli ile 5300 sayılı kanun kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, ürünün çekildiği tarihte senedin işlem gördüğü borsada oluşan değeri'' şeklinde değiştirildi.

Vergi indirimiyle ilgili 29. maddenin 2 numaralı fıkrasının ''yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi nakden iade edilir. Maliye Bakanlığı bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir'' hükmü, ''Yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilecek. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen veya amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya, Maliye Bakanlığı ise bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

4046 sayılı kanunun 1. maddesinin A fıkrası ile özelleştirme kapsamına alınan iktisadi kıymetlerin aynı kanun hükümleri çerçevesinde teslim ve kiralanması işlemleri ile 320 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 2 maddesi kapsamındaki şans oyunları işletme lisansı verilmesi işlemleri vergi müstesna olacak. Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından ''vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisinin indirilmesiyle ilgili hüküm uygulanmayacak.
Dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak maddelerin tesliminde Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendi hükümlerine göre, bölgeler, sektörler veya mal grupları itibariyle işlem yaptırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olmasıyla ilgili süre 31 Aralık 2008 tarihinden 31 Aralık 2010 tarihine ötelendi. Bu maddenin uygulanmasında ihracat süresi olarak anılan bentteki süre yerine bu rejimlerle öngörülen süreler esas alınacak. İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faiziyle birlikte alıcıdan tahsil edilecek.

Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 31 Aralık 2011 tarihine kadar tamamlanmak üzere projelendirilen ve toplam proje bedeli içinde en az 200 milyon Türk Lirası tutarında makine ve teçhizat alımı öngörülen yatırımlarda yeni makine ve teçhizatın teslim veya ithalinde ödenen katma değer vergisi, yatırımcı mükellefe üç aylık dönemler itibarıyla Maliye Bakanlığınca kanunda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde iade edilecek.
Gerçekleşen yatırım öngörülen şartları taşımaması halinde iade edilen vergi, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle yatırımcı mükellef adına tarh edilecek. İade edilen vergiler ile vergi cezalarında zaman aşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun ortaya çıktığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlanacak. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.



İstisna uygulanacak yakıt miktarı

Özel Tüketim Vergisi'nin vergiden istisnayı düzenleyen 7/A maddesinde yapılan değişiklikle standart depolarda istisna uygulanacak yakıt miktarı TIR çekicilerinde 550 litreyi, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde 300 litreyi, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde ise 400 litreyi aşamayacak. Bu istisna miktarları, araçların frigofirik depoları için ayrıca uygulanacak.

Bakanlar Kurulu, istisna uygulanacak bu miktarları, sıfıra kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya, araç cinsleri ve özellikleri itibarıyla farklılaştırmaya, Maliye Bakanlığı ise, bu madde düzenlenen istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, istisnayı bu maddeye göre işlem yapanlara verginin iadesi yöntemiyle uygulamaya yetkili olacak.

Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1 sayılı listenin B cetvelinde yer alan bazı mallara ilişkin özel tüketim vergisi, bu kanuna ekli 1 sayılı cetvelde karşılarında gösterildiği tutarlarda tespit edilmiş, aynı cetvele bu kanuna ekli 2 sayılı cetvelde yer alan bazı Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı mallar eklenmiş. Buna göre, yağlama yağları, diğer yağlar, yağlama müztahzarları kilogramda 0,9345 Türk Lirası ÖTV ile eklendi.
Mineral yağlar veya mineral yağlar gibi aynı amaçla kullanılan diğer sıvı yağlar için diğer müstahzar katkılar ise 1,6135 Türk Lirası ÖTV ile dahil edildi.



Telsiz telefon vergileri

31 Aralık 2013 tarihine kadar, 4. sayılı listede yer alan ''alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları'' Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numaralı malların karşısında gösterilen orana göre hesaplanan verginin, bu malların her bir adedi için 40 TL'den az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 40 TL vergi alınacak. Bakanlar Kurulu bu tutarı sıfıra kadar indirmeye, beş katına kadar artırmaya yetkili olacak.


Asgari geçim indirimi

Kanunun ilgili maddesine eklenen fıkrayla ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınacak. Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler içine, iktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneği'ne makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların tamamı da dahil edildi.
Tasarıya göre, Maliye Bakanlığı, muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile üçer aylık verilen beyannamelerin dönemini aylık olarak belirlemeye yetkili olacak.
Maliye Bakanlığı, 94. maddeye göre tevkifat yapacaklardan 10 ve daha az hizmet erbabı çalıştıranlar ile hizmet erbabı çalıştırmayanlara ilişkin olarak beyanname verme süresinden itibaren üç ayı geçmeyecek şekilde, ödeme zamanı belirlemeye yetkili olacak.
Kurumlar Vergisi Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasının g bendinde yer alan ''Milli Piyango İdaresi'' ibaresi, ''5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar. Bu muafiyetin, söz konusu kanunun 5. maddesinde belirtilen yatırım ve işletme giderlerine ilişkin sınırlamaya tabi olmaksızın, şans oyunları lisans veya işletim hakkını hasılattan belli oranda pay almak suretiyle devralan kurumlara şumulü yoktur'' şeklinde değiştirildi.

İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneği'ne makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların tamamı, Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim yapılacak.
Kurumlar Vergisi Kanununun sermaye şirketleriyle ilgili maddesinde belirtilen fonlardan, katılımcıları ya da kurucuları tam mükellef gerçek kişi veya kurum olmayanların portföylerini yöneten ve Sermaye Piyasası Kurulunun izniyle kurulan portföy yönetim şirketleri, bu fonların iş merkezleri olarak değerlendirilemeyecek, daimi temsilcileri sayılacak.

Bakanlar Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısında, Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nun (EKK) hukuki alt yapısına ilişkin düzenlemelere gidildi.

Buna göre, EKK, Başbakanın belirleyeceği bakanlardan oluşacak ve Başbakan Yardımcısı Kurula başkanlık edecek. EKK toplantılarına konuyla ilgili bakanlar ve kamu görevlileriyle özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri davet edilebilecek.
EKK, mali, parasal, finansal ve reel istikrar çerçevesinde genel ekonomik istikrarı ve ekonomik dengeleri güçlendirici, ekonomik birimlere küresel rekabet avantajı sağlayan verimlilik ve gelir artırıcı ortamı iyileştirici, sürekli ve sürdürülebilir ekonomik performans için gerekli yapı ve ilişkiler sistemini destekleyici karar ve uygulamaların koordinasyonunu sağlayacak, gerekli tedbir ve kararları alacak.

Yurt içi ve yurt dışı ekonomi, para, kredi, finans, maliye, borçlanma, finansman, gelirler ve ekonomiyle ilgili diğer politikaların, ekonomik plan ve programların karar ve uygulama süreçlerinin tespitinde ve uygulanmasında koordinasyon sağlayacak Kurul, küresel ekonomik gelişmelerle ulusal çerçevede reel sektör, finans sektörü, kamu sektörü ve dış ekonomik sektörlerdeki gelişmeleri ve temel göstergeleri makro ve mikro çerçevede izleyecek, değerlendirecek.

Ekonomiyle ilgili veri ve bilgilerin küresel ve ulusal ölçekte standartlarının oluşturulmasında koordinasyonu sağlayacak olan EKK, ekonomik güvenlik ve ekonomik savunmaya ilişkin genel ilke ve esasları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılacak işbirliği çerçevesinde tespit edecek, uygulama sürecini belirleyecek ve gerekli tedbirleri alacak.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu, gerektiğinde gelir azaltıcı veya harcama artırıcı sonuçlar doğurabilecek ekonomik içeriğe veya etkiye sahip kanun tasarısı, kanun teklifi, karar ve uygulama önerilerini değerlendirecek, uygun görülenler hakkında etki analizleri yapacak veya yaptıracak.

Kurul, ülke ekonomisinin değerleme ve derecelendirilmesine ilişkin yapılan çalışmaları izleyecek, değerlendirecek, devlet yardımları politikalarının tespitinde ve uygulanmasında koordinasyon sağlayacak, gerekli tedbir ve kararları alacak. EKK, ödemeler dengesindeki gelişmeleri izleyecek ve değerlendirip gerekli tedbir ve kararları alacak.

Bakanlıkların kamu kurum ve kuruluşlarının uygulama süreçlerinin plan ve programlarla uyumlaştırılmasını sağlayacak Kurul, kararlarının uygulama süreçlerini izleyecek, değerlendirecek ve sonuçları, ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile Başbakana iletecek.

Her türlü bilgi ve belge verilecek

Kurul, görev alanına giren konularla ilgili her türlü bilgi ve veriyi bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarından isteyebilecek. Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları Kurul çalışmalarında kullanılmak üzere kendi görev alanlarıyla ilgili konularda topladıkları, işledikleri ve sakladıkları her türlü kayıt, bilgi ve veriyi belirlenen süre içinde Kurula vermek veya kullanımına açmakla yükümlü olacak.

Para-Kredi ve Koordinasyon Kuruluna yapılan atıflarla EKK'ya verilen görevlerle ilgili olarak Yüksek Planlama Kuruluna (YPK) yapılan atıflar EKK'ya yapılmış sayılacak. Destekleme politikaları ve destekleme fiyatlarıyla ithalattan alınacak teminat ve fonlara ilişkin Para-Kredi ve Koordinasyon Kuruluna yapılan atıflar YPK'ya yapılmış kabul edilecek.


Tasarıyla Para-Kredi Koordinasyon Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinden çıkarıldı. DPT'nin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamede değişikliğe gidilerek, DPT'nin YPK ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'ndan meydana geldiği ifade edildi.

Yüksek Planlama Kurulu'nun görevlerine, ''destekleme politikalarının esaslarını belirleyerek destekleme fiyatları konusunda Bakanlar Kuruluna tavsiyede bulunmak ve ithalattan alınacak teminat ve fonlar hakkında Bakanlar Kurulu'na teklifte bulunmak'' eklendi.

Tasarıya göre, Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü'nün 2009 yılı harcamaları Başbakanlığın 2009 yılı bütçesinde yer alan Ekonomik ve Mali İşler Başkanlığı'na ait ödeneklerden karşılanacak.

Menkul kıymet yatırım fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemlerle ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmayacak. Daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilecek ve tahakkuk edilen tutarlar silinecek. Tahsil edilmiş tutarlar ise red ve iade edilemeyecek.

Başbakanlık teşkilatı bünyesinde Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü oluşturulacak. Teşkilatın görevleri arasına Gelir vergisi stopajı, sigorta primi işveren payları ve enerji desteğiyle ilgili 31 Aralık 2008 tarihine kadar sürmesi öngörülen teşvik uygulamaları, 31 Aralık 2009'a kadar devam edecek.

Bakanlar Kurulu'nda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda yer alan ve 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanması öngörülen Gelir Vergisi stopajı, sigorta primi işveren payları ve enerji desteği ile ilgili teşvik uygulamaları, 31 Aralık 2009 tarihine kadar sürecek.

Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle, Başbakanlık teşkilatının görevleri arasına ''ekonomi ile ilgili politikaların, ekonomik plan ve programların, karar ve uygulama süreçlerinin tespitinde ve uygulamasında koordinasyon sağlamak'' eklendi.
Başbakanlık Teşkilatının ana hizmet birimleri arasına ''Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürlüğü'' eklendi.

Harçlar

Tasarıya göre, elektronik ortamda birlikte alınan muhtasar beyanname ve sigorta prim bildirgesinden sadece muhtasar beyanname için 20 TL damga vergisi alınacak. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu çerçevesinde, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen mukavelenameler ve ürün senedi'' damga vergisinden istisna olacak.

Harçlar Kanunda yapılan düzenleme çerçevesinde, ''emlak vergisi değeri'' belirlemesinde, kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarına ilişkin gerçek değerin tespitinde, inşa edilecek bağımsız bölüme isabet eden kısım, devir ve iktisap bedelinden ayrılmayacak.

''Nispi harçları bu fıkra ile artırılmadan önceki seviyelerine indirmeye'' ibaresi ''nispi harçları kanunla belirlenen oranlarının onda 1'i seviyesine kadar indirmeye'' şeklinde değiştirildi.

Harçlar Kanunun Tapu ve Kadastro İşlemlerinden Alınacak Harçlar ile ilgili 4 sayılı tarifenin ''tapu işlemleri'' başlığında yapılan düzenlemeye göre, arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde her bir bağımsız bölüm için 100 TL, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Maliye Bakanlığı'nca tespit ve ilan edilmiş bulunan sosyal mesken, işçi evleri ve bunlardan daha düşük nitelikteki meskenlerin tescilinde yine her bir bağımsız bölüm için 50 TL alınacak.

Bunların dışında her nevi cins ve kayıt tashihinde her bir işlem için 50 TL tahsil edilecek. Söz konusu işlemlerden Emlak Vergisi bildirimi verilmesini gerektirenlerin, yazılı bildirim verme süresi sonuna kadar tapuda gösterilememesi halinde harcın yüzde 50 fazlasıyla alınacağı yönündeki hüküm kaldırıldı.



Şans oyunları

Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun yapılan düzenlemeyle ''net hasılat'', hasılattan, şans oyunları vergisi ve eğlence vergisi ile oyun planlarına göre hesaplanan ve süresi içinde iştirakçilere ödenen ikramiyeler düşüldükten sonra kalan tutar olarak tanımlandı. Mevcut haliyle, söz konusu vergiler ile ''oyun planlarına göre hesaplanan ödenecek ikramiyeler düşüldükten sonra kalan tutar'' net hasılat olarak kabul ediliyor.

Yatırım ve işletme giderlerine ilişkin sınırlamaya yönelik maddede yapılan değişikliğe göre, ilgili kurum ve kuruluşların bir takvim yılı içindeki her türlü yatırım ve işletme giderlerinin toplamı, aynı dönemde elde ettikleri hasılat ve her ne ad altında olursa olsun elde edilen diğer gelirler toplamının yüzde 20'sini geçemeyecek.

Şans oyunlarının lisans ve işletim hakkının devri halinde, lisans veya işletim hakkını devreden ve devralan kurum ve kuruluşların payları, at yarışları hasılatından yarış müessesesine aktarılan müessese payı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı emrine açılan özel hesaba aktarılan tutarlar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca oynatılan şans oyunları hasılatından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne, federasyonlara ve spor kulüplerine aktarılan tutarlar, bu orana dahil olmayacak.

Mutabakat işlemleri ile ilgili maddede yapılan düzenlemeye göre, ilgili kurum ve kuruluşların, bir önceki takvim yılına ait kesin hesap ve mali tabloları, her takvim yılının sonundan itibaren azami 3 ay içinde çıkarılarak ödenmesi gereken kamu payları buna göre hesaplanacak ve hesaplanan bu tutarlar, yıl içinde ödenen tutarlarla karşılaştırılacak. Bu karşılaştırma sonucunda varsa eksik hesaplanan kamu payları, Nisan ayının sonuna kadar Bakanlık muhasebe birimi hesabına yatırılacak.

İlgili kurum ve kuruluşların 31 Mart 2007 tarihi itibariyle kanunu defter ve belgelerinde yer alan borçlarından bu tarihten sonra ödenen kısmı, hesaplanan kamu payından indirilebilecek.

Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunu'nda kamu personelinin tanımı yeniden yapıldı. Kanuna eklenen geçiçi maddeyle 31 Aralık 2013 tarihine kadar, ''indirim, istisna, destek ve teşvik unsurları''na ilişkin 3. maddesinde belirtilen Ar-Ge ve destek personelinin, bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, doktoralı olanlar için yüzde 90'ı, diğerleri için yüzde 80'i verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk edilen vergiden indirilmek suretiyle terkin edilecek. Bu süre içinde söz konusu 3. maddenin bu maddeye aykırı olan hükmü uygulanmayacak.

1606 sayılı bazı dernekler ve kurumların bazı vergilerden, bütün harç ve resimlerden muaf tutulmasına ilişkin kanuna, muafiyetin, kuruluşlara ait iktisadi işletmeleri kapsamadığına yönelik hüküm konuldu.

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ''menkul malların haczi'' ile ilgili maddesine fıkra eklendi. Resmi sicile kayıtlı olan menkul mallar ve hakların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılacak. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilecek ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilecek. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.

Gayrimenkul malların, gemilerin haczine ilişin maddeye eklenen fıkraya göre, tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilecek ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilecek. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olacak.

Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin maddesindeki düzenlemeye göre, yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 TL, diğer amma alacaklarında 20 TL'ye kadar amme alacakları amme idarelerince terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zaman aşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilecek. Bakanlar Kurulu bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırabilecek.
Tahsile yönelik bilgilerin ve borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi sırrın ifşaı sayılmayacak. Ancak bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde cezalandırılacak.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın görevleri arasına, ''Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerine verilmesi gereken her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeleri, bu idarelerin mevzuatı gereğince elektronik ortamda bunlar adına almak'' dahil edildi.

Vergi Dairesi Başkanlığı'nı görevleri sıralanırken de ilgili işlemlerden dolayı idari yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili, bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak yer aldı.

Denetim elemanı ve uzman personel çalıştırılmasıyla ilgili maddede yapılan düzenlemeyle ''yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar'' ifadesi, ''yeterlilik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacak'' şeklinde değiştirildi.
Maddede yapılan düzenlemeye göre, gelir uzmanları, özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe gelir uzman yardımcısı olarak alınacak. Bunlar en az 3 yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlilik sınavına girmeye hak kazanacak. Yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olanlar gelir uzmanlığına, başarılı olmayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosun atanacak. Gelir uzmanlığında en az 7 yıl fiili hizmeti bulunan ve bu sürede olumsuz sicil almamış olan gelir uzmanlarından meslekleriyle ilgili alanlarda tezli yüksek lisans veya doktora yapanlar ya da Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az C düzeyinde belge ibraz edenler, yapılacak sözlü sınavda başarılı olmak şartıyla devlet gelir uzmanlığına atanacaklar. Bunların mesleğe alınmaları yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenecek.
Gelir idaresi grup müdürü, vergi dairesi müdürü, müdür, vergi dairesi müdür yardımcısı ve müdür yardımcısı kadrolarına atanacakların, yapılacak yazılı ve sözlü sınavlardan ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almaları gerekecek. Şu kadar ki, Devlet gelir uzmanlığı unvanına atandıktan sonra bu unvanda 5 yıl hizmeti bulunanlar sınava tabi tutulmadan müdür olarak atanabilecek.

Vergi dairesi müdürleri, müdürler ve bunların yardımcıları ile vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olacak, buna ilişkin usul ve esaslarda yönetmelikle düzenlenecek.

Geçici maddeyle yürürlük tarihinden önce yeterlilik sınavına giren vergi denetmen yardımcılarından yapılan bu sınavlarda başarılı olamayan ve halen Başkanlık kadrolarında görev yapanlar, yürürlük tarihinden itibaren 6 aydan az olmamak üzere Başkanlık tarafından belirlenecek tarihte bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenecek yeterlilik sınavına çağrılacak. Yapılan yeterlilik sınavına girenlerden başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacaklar.

Organize sanayi bölgeleri

Organize Sanayi Bölgeleri Kanunundaki geçici maddeye eklenen fıkraya göre, 1 Ocak 2005 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında küçük sanayi sitesi olarak ayrılan veya bakanlık tarafından onaylanan ve yatırım programına alınan OSB'lerin bulunduğu alanlardaki mera vasıflı taşınmazlar hakkında, ilgili kamu idarelerince daha önce yapılan kamulaştırma ve diğer işlemler, tezyidi bedel dahil kamulaştırma, faiz ve diğer bedellerin ödenmesi kaydıyla geçerli kabul edilecek. Bu işlemlere dayanılarak ilgili gerçek ve tüzel kişiler adına tapuda yapılan tesciller korunacak, mülkiyete yönelik Hazinece dava açılmayacak, açılmış davalardan vazgeçilecek, açılan davalar sonucunda bu taşınmazların mera olarak sınıflandırılmasına ve özel sicile yazılmasına dair verilen ve kesinleşen mahkeme kararları uygulanmayacak ve bu kararlar uyarınca tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilecek.

 

26 Ocak 2009

.

Yorum (0)

                        ADANA 1.İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

                                                                                               ADANA

                                                                          Dosya No:2008/1381

CEVAP VEREN(DAVACI)  Adı Soyadı  :Akif ÖZ

                                   Adresi     : Adana Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup

                                                        Müdürlüğü Beşocak Anıtı Meydanı Karasoku

                                                        Mah.1.sok.no:1 Seyhan/ADANA

KARŞI TARAF(DAVALI)       :Gelir İdaresi Başkanlığı/ANKARA

 

TEBLİĞ TARİHİ                     :10/10/2008

      KONU                                    : Davalı  Gelir İdaresi Başkanlığının 23.09.2008 tarihli

                                                      Savunmalarına, karşı cevap ve  

                                                      savunmalarımdan ibarettir.

     CEVAPLARIM  :Vergi Dairesi Başkanlığı’nın savunmalarında özetle;

                            6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 33’ncü maddesinin (b) fıkrasında;

                            “Devamlı ikamet ettikleri yerler dikkate alınarak kurumlarınca belirlenen görev merkezi,mıntıka merkezi ve grup merkezi dışına teftiş,denetim,inceleme veya soruşturma görevi ile görevlendirilen…….Defterdarlık Kontrol Memurlarından;

                             (1)Türkiye düzeyinde teftiş,denetim ve inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 1.3 katı,

                            (2) Bölge düzeyinde teftiş,denetim ve inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 1.1 katı,

                            (3) İl düzeyinde teftiş,denetim ve inceleme yetkisine haiz bulunanlara birinci derece kadrolu memur için tespit olunan gündelik miktarının 0.9 katı,

                            gündelik olarak ödenir.    …………” hükmünün yer aldığı,

                              5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 23’ncü maddesinin verdiği yetkiye dayanarak 13.06.2005 tarih ve 2005/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na doğrudan bağlı olarak kurulan 07.09.2005 tarih ve 25929 sayılı resmi gazete’de yayımlanan Vergi Dairesi Başkanlıklarının Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliğinin “Vergi Dairesi Başkanlıklarının Yetki Alanı” başlıklı 9’ncu maddesinde,vergi dairesi başkanlıklarının yetki alanının,kurulduğu ilin idari sınırlarını kapsadığı, “Denetim Grup Müdürlüğü’nün Görevleri” başlıklı 16’ncı maddesinin (c) bendinde ise; “Yetki alanındaki vergi inceleme ve denetimlerini gerçekleştirmek,vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi konusunda gerekli tedbirleri almak” olarak sayıldığı,

                           Söz konusu yönetmeliğin “Yürürlükten kaldıran yönetmelik” başlıklı 36’ncı maddesinde ise; 27.12.1994 tarih ve 22154 sayılı resmi gazete’ de yayımlanan “Maliye Bakanlığı Gelirler Bölge Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği”nin  yürürlükten kaldırıldığı,

                              Maliye Bakanlığı bünyesinde Hesap Uzmanları ve Maliye Müfettişleri olduğu,Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde ise Vergi Denetmenleri ve Gelirler Kontrolörleri olmak üzere 4 farklı unvanda denetim birimi olduğu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135’nci maddesinde belirlenen yetki çerçevesinde denetim görevi ifa edildiği,Vergi Denetmenleri Vergi Dairesi Başkanlığı bulunan yerlerde başkanlıklarda,başkanlık bulunmayan yerlerde ise görevlendirildikleri Defterdarlık’lar da çalıştırıldığı,

                            Vergi Denetmenlerinin merkezi denetim elemanı olmadığı için Bakan adına Türkiye çapında denetim yapma yetkisine haiz olmadığı,Harcırah Kanunu’nun 33’ncü maddesinde yer alan gündeliklerin,madde kapsamında belirtilen görevlilerin teşkilat kanunları ile belirlenen yetki bölgelerini esas alıp,benzetme yaparak yetki bölgesi kapsamının genişletilmesine imkan bulunmadığı,Vergi Denetmenlerinin yetkilerinin,adına denetim yaptıkları başkanlık veya defterdarlığın görev ve yetki alanı ile sınırlı olduğu,hiç kimsenin sahip olduğu yetkiden daha fazlasını devredemeyeceği idare hukukunun temel prensibi olduğu,Başkanlıkların ve Defterdarlıkların görev alanlarının mevzuatla açıkça sınırlandırıldığına göre,onlar adına denetim yapan Vergi Denetmenleri’nin görev ve yetki alanlarının adına denetim yaptıkları idari makamdan daha geniş olduğunu iddia etmenin hukukun ana prensipleri ile bağdaşmadığı,

                              Gelirler Bölge Müdürlüklerinin faaliyetlerinin 16.09.2005 tarihi itibariyle sona erdiği,ayrıca vergi dairesi başkanlıklarının da bölge anlamında değerlendirilmediği,vergi dairesi başkanlıklarına bağlı olarak görev yapan ve turne programları çerçevesinde görevlendirilen Vergi Denetmen ve Yardımcıları’nın gündeliklerinin il düzeyi esas alınarak 0,9 kat üzerinden hesaplanması gerektiği,

                              Konu ile ilgili olarak Bakanlık Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nden alınan 09.11.2006 tarih ve B.07.0.BMK.0.17-528-914/23052 sayılı yazıda; “Gelirler Bölge Müdürlüklerinin kaldırılmış olması ve Vergi Dairesi Başkanlıklarının yetki alanının da ilin idari sınırları olarak belirlenmiş olması nedeniyle,Vergi Dairesi Başkanlıklarına bağlı olarak görev yapan ve turne programları çerçevesinde görevlendirilen Vergi Denetmen ve Yardımcıları’nın gündeliklerinin il düzeyi esas alınarak 0,9 kat üzerinden hesaplanması gerektiği” belirtilmekle,Başkanlıklarının yapmış olduğu uygulamanın yerinde olduğunun teyit edildiği,

 

                            Nitekim Vergi Denetmenlerinin gündelikleri ile ilgili olarak Bakanlıkları aleyhine açılan idari dava sonucunda Samsun İdare Mahkemesince verilen 22.03.2007 tarih ve E:2006/3231,K:2007/371 sayılı kararda; “5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile anılan kanun uyarınca hazırlanan yönetmelik hükümlerine bağlı Vergi Dairesi Başkanlıkları kurulmak üzere yeni bir yapılanmaya gidildiği,davacının bünyesinde görev yaptığı Vergi Dairesi Başkanlığının çalışmasına esas teşkil eden yetki sınırının da bağlı bulunduğu ilin idari sınırlarıyla çizildiği,diğer taraftan 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 33/b maddesinde düzenleme altına alınan 1.3 katsayısının Bakanlık adına denetim yapmaya yetkili merkez denetim elemanlarına uygulanacak bir kat sayı olduğu hususu dikkate alındığında il düzeyinde Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı görev yapan davacının 0,9 katsayı yerine 1.3 katsayısının esas alınması yönünde yaptığı başvurunun reddine” denilmek suretiyle idarece yapılan işlemde hukuka aykırılık görülmediği ve davanın reddine karar verildiği,

                             Davacının söz konusu karara itirazı üzerine ise Samsun Bölge İdare Mahkemesince verilen 23.11.2007 tarih ve E:2007/488,K:2007/462 sayılı karar ile davacının itiraz isteminin reddedildiği ve Samsun Birinci İdare Mahkemesi kararının onanmasına hükmedildiği,14.03.2008 tarih ve E:2008/106,K:2008/100 sayılı kararı ile de davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği,

                             Ayrıca aynı konuda Erzurum Birinci İdare Mahkemesince verilen 31.12.2007 tarih ve E:2007/22,K:2007/1843 sayılı kararda; 16.10.2006 tarihi ve sonrasında yapılan harcırah ödemeleri bakımından ise davanın esastan reddine “ karar verildiği,davacının itirazı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen 23.05.2008 tarih ve E:2008/151,K:2008/144 sayılı kararı ile de itirazın reddine ve itiraz konusu kararın onanmasına hükmedildiği,  İddialarına yer verilmiştir.

                                                          

                             Dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, yapmış olduğumuz iddialarımıza Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından cevap verilmemiş ve verilen cevabi savunmaların ise hiçbir kanuni ve hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Öncelikle dava dilekçemizde de yer verildiği üzere; teftiş,tahkikat ve vergi inceleme yetkisine sahip olması nedeniyle denetim elemanı olan Vergi Denetmen’ lerini daha iyi tanımak adına görev yetki ve sorumluluk kavramları açısından bir kez daha anlatmakta yarar görmekteyiz.

                              Vergi Denetmeni vergi inceleme yetkisini 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135’nci maddesinden almaktadır.

                              Kanunun bu maddesinde; Vergi Denetmen ve Yardımcıları’nın Vergi Dairesi Başkanı adına yada grup müdürü adına vergi incelemesi yapacaklarına dair her hangi bir yetki sınırlaması mevcut olmadığı gibi,vergi incelemesini sadece il düzeyinde yapacaklarına dair de yine bir sınırlama mevcut değildir.

                                    Bir diğer ifadeyle Vergi Denetmen ve Yardımcılarının görev ve yetkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi bakımından aşağıda olduğu gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135,134 ve 30’ncu maddelerine tekrar göz atılmasında fayda olduğunu düşünmekteyiz.

           “Madde 135 …………………………………“şeklinde hükmedilmiştir.

                 Görüldüğü gibi kanunun 135’nci Maddesinde denetim birimleri haricinde bazı idari kadrolara da her ne kadar vergi inceleme yetkisi verilmiş ise de denetim birimi olarak dört denetim birimine hiçbir ayrım yapılmaksızın vergi inceleme yetkisi verilmiştir.

                                  Madde de sırası ile Hesap Uzmanları,Vergi Denetmenleri, Maliye Müfettişleri ve Gelirler Kontrolörlerinden ibaret bu dört denetim biriminin vergi inceleme yetkileri bakımından; kimin adına, bakan veya başkan adına vergi incelemesi yapacaklarına dair, tekrar etmek gerekirse her hangi bir ayrım ve sınırlama getirilmemiştir.

                                   Kaldı ki kanunun 134’ncü maddesindeki; “tespit etmek ve sağlamak” ifadesiyle de, doğrudan doğruya inceleme elemanının bizzat kendisine yetki vermiştir.

                                  Bir diğer ifadeyle emrinde görev yaptığı Bakan adına,Gelir İdaresi Başkanı (Eskisi : Gelirler Genel Müdürü) adına,Vergi Dairesi Başkanı adına,Denetim Grup Müdürü adına ve Defterdar adına vergi incelemesi  yapar denmemiştir.

                                 O nedenle Bakan, Gelir İdaresi Başkanı,Vergi Dairesi Başkanı ve Grup Müdürü’nden sahip olunmayan bir yetkinin devri elbette ki mümkün olmayacaktır.                      

                                       Vergi Denetmen ve Yardımcılarının Vergi Usul Kanununun bu hükmü ile tanınan vergi inceleme yetkisinin; 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat Kanunu ile ilgili “Vergi Dairesi Başkanlıklarının Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliğinin” Vergi Dairesi Başkanlıklarının Yetki Alanı” başlıklı 9’ncu maddesi ile yada “Denetim Grup Müdürlüğü’nün Görevleri” başlıklı 16’ncı maddesisin (c) bendi ile kurulduğu ilin idari sınırlarını kapsayacak şekilde kısıtlanması, bir başka ifadeyle il düzeyi olarak sınırlanması veya sınırlama getirilmesi hukuken kesinlikle mümkün değildir.

 

                                Çünkü VUK’nda gerek Maliye Bakanlığına ve gerekse Gelir İdaresi Başkanlığı’na bu konuda her hangi bir düzenleme yapma yetkisi verilmemiştir.

                                Bir başka ifadeyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile tanınan bir yetkinin bir başka kanunla yani 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat Kanunu ile kurulan birimler ve bu birimlerin görev, yetki ve sorumluluklarını tayin eden yönetmelikler gerekçe gösterilerek yok varsayılması yine mümkün değildir.

                                 En önemlisi de tüm vergilendirmenin usul kanunu olan Vergi Usul Kanununa aykırı hüküm ihtiva  etmesi zaten hukuken mümkün değildir.

                                 Kaldı ki bu yönetmelikler Vergi Denetmenlerinin değil,Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Denetim Grup Müdürlüklerinin yönetmeliği olup bunların görev ve yetki alanlarını tayin ve sınırlama getirmektedir.

                          Çünkü anayasanın “Yönetmelikler” başlıklı 124’ncü maddesinde;

                          Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabileceklerini emretmektedir.

                          Anayasa’nın bu hükmünden hareketle anayasa’ya ve kanuna aykırı yönetmelik çıkarılması mümkün olmadığından, Vergi Denetmenlerinin vergi inceleme yetkilerinin de il düzeyine çekilmesi yada il düzeyi ile sınırlandırılması mümkün değildir.                                   

                               Teftiş yetkisine gelince; tarihi bir geçmişe sahip olan Vergi Denetmenleri’nin(eski unvanıyla: Vergi Kontrol Memurları’nın) teftiş yetkisinin, tarihi süreç içerisinde ele alınması durumunda konunun daha iyi anlaşılmasının mümkün olacağı düşünülmektedir.

                               Şöyle ki;                                     

                  Maliye Vekaleti Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki 29.05.1936 tarih ve 2996 sayılı Kanunun 21’nci maddesi(bu madde halen yürürlüktedir) ile bu kanunu tadil eden 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamenin (Değişik: 20.8.1993–KHK 516/14 md; İptal: Ana Mah.’nin 25.11.1993 tarih ve E.1993/47, K.1993/49 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme: 19.6.1994-KHK 543/14 md.) 43’ncü maddesinin (c) bendine göre; kanunlarda yapılan Vergi Kontrol Memuru’na yapılan atıflar Vergi Denetmenleri’ne yapılmış sayıldığından,Vergi Denetmenleri “taşra gelir birimlerinin denetimi” ile görevli teftiş elemanlığı vasfı aynen korunmuştur.

                       2996 sayılı kanun ile 178 sayılı Kanun hükmündeki kararnamenin söz konusu hükümleri aşağıda olduğu gibidir:

                         Madde 21- “İl ve ilçelerde servisleri kontrol altında bulundurmak ve vergi tetkik ve yoklamalarını yaptırmak üzere defterdar emrine lüzumuna göre bir veya müteaddit kontrol memuru verirler. Kontrol memurları gerek merkez gerek o ile bağlı ilçeler servislerini defterdarlar namına kontrol ederler.”

   Madde 43/c- “Denetmen çalıştırılması: Gelirler Genel Müdürlüğünce, vergi incelemeleri ve taşra gelir birimlerinde denetim yapmak üzere defterdarlıklar ve vergi dairesi başkanlıkları emrinde vergi denetmenleri (bölge müdürlüklerinin kurulması halinde defterdarlık ve vergi dairesi başkanlıklarında görevlendirilmeyenler bölge müdürlüğüne bağlı olarak);

 ……………………………   çalıştırılır.

Kanunlarda kontrol memurlarına yapılmış olan atıflar, ilgisine göre bu denetmenlere ve denetmen yardımcılarına yapılmış sayılır.

(Değişik: 22.7.1998–4369/84 md.) Bunlar en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, yapılacak sınav sonucunda mesleğe denetmen yardımcısı olarak alınırlar ve en az 3 yıl çalıştıktan sonra bu süredeki çalışmaları olumlu bulunanlar Bakanlıkça açılacak yeterlik sınavında başarılı olmak şartıyla ilgili bulundukları denetmen kadrolarına atanırlar. Denetmenler yer değiştirme suretiyle atamaya tabidir ve Denetmenlerin mesleğe giriş ve yeterlik sınavları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.”

                               Daha sonra anayasanın 126’ncı maddesi paralelinde, 178 sayılı KHK’nin (Değişik: 20.8.1993–KHK 516/11 md; İptal: Ana Mah.’nin 25.11.1993 tarih ve E.1993/47, K.1993/49 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme: 19.6.1994-KHK 543/11 md.) 34’ncü maddesi yeniden düzenlenmiş ve yapılan bu düzenlemeye göre EK (3) sayılı cetvel de belirtilen 12 Bölgede Gelirler Bölge Müdürlükleri kurulmuş olup bağlı iller aşağıdaki gibidir.

                           (Ek: 1- EK (3) sayılı cetvel)

Adana: (Adana, Gaziantep,Hatay, İçel,Kayseri,Kahramanmaraş,Niğde),Ankara:(Ankara, Afyon, Aksaray, Çankırı, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya,Nevşehir,             Sivas, Yozgat)

Antalya:(Antalya, Burdur, Denizli,Isparta),Bursa:( Bursa, Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Eskişehir, Kütahya),Edirne:( Edirne, Kırklareli, Tekirdağ),Erzurum:(Erzurum,Ağrı,Ardahan,Van,Bayburt,Bingöl,Erzincan,Gümüşhane,Hakkari,Iğdır,                 Kars,Muş,Artvin),İstanbul Avrupa Yakası:( İstanbul Avrupa Yakası),

İstanbul Asya Yakası:( İstanbul Asya Yakası),İzmir:(İzmir,Aydın,Manisa,Muğla,Uşak),

Kocaeli:( Kocaeli, Bartın, Bolu, Sakarya, Zonguldak),Malatya:( Malatya, Adıyaman, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Mardin, Siirt,  Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli),Samsun:(Samsun,Giresun,Ordu,Rize,Trapzon,Amasya,Çorum,Kastamonu,Sinop,Tokat)      illerinde Gelirler Genel Müdürlüğüne bağlı 12 bölge merkezinde; nüfus yoğunluğu,coğrafi uzaklık ve ekonomik büyüklükler gibi bir takım faktörler dikkate alınmak suretiyle Gelirler Bölge Müdürlükleri kurulmuştur.

                         (Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 22.05.1998 tarih ve 34624 sayılı sayılı yazılarına göre; Adana,Ankara,Antalya,Erzurum,İzmir ve Samsun İllerinde Gelirler Bölge Müdürlükleri 1.6.1998 tarihinden itibaren faaliyete geçtiği belirtilmiştir)

 (Ek: 2-Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 22.05.1998 tarih ve 34624 sayılı yazısı)

   Bu bölge illerinde bulunan Vergi Denetmenleri de ilgili Bölge Müdürlüklerine atanmışlardır.

                          Bakan oluru alınmak suretiyle zaman zaman Gelirler Bölge Müdürlükleri arasında turne programı şeklinde geçici görevle vergi incelemesi yapılmak üzere görevlendirme yapılmaktadır.

  (Ek:3 Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 9.8.1999 tarih ve 34140 sayılı yazıları ile eki Ek:3-a  6.8.1999 tarih ve 905 sayılı Bakanlık oluru )

                         (Ek:3-b Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 6.9.2001 tarih ve 46537 sayılı yazıları ile eki  Ek:3-c  4.9.2001 tarih ve 905 sayılı Bakanlık oluru)

                       Gelir İdaresi teşkilatı kurulmasına gelince; 16/05/2005 ve25817 Sayılı resmi gazete’de yayınlanan ve yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanunla, Gelir İdaresi Maliye Bakanlığından ayrılmış ve 13.06.2005 tarih ve 2005/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 19.09.2005 tarihinden itibaren faaliyete geçmek üzere, Gelir İdaresi Başkanlığı’na doğrudan bağlı olarak 29 İl merkezinde (bölge statüsünde olmak üzere) Gelirler Bölge Müdürlüklerinde olduğu gibi yine nüfus yoğunluğu,coğrafi alan,ulaşım ve ekonomik büyüklükler gibi bir takım faktörler dikkate alınmak suretiyle Vergi Dairesi Başkanlıkları kurulmuştur.

        Vergi Dairesi Başkanlığı kurulan ve bu başkanlıklara bağlı iller aşağıdaki gibidir:

 Adana:(  Adana,Osmaniye),Ankara:( Ankara,Kırıkkale,Kırşehir,Çankırı,Kastamonu,Bolu,Yozgat),Antalya:( Antalya,Burdur,Isparta),

Aydın:( Aydın),Balıkesir:( Balıkesir,Çanakkale),Bursa:( Bursa,Yalova), Denizli:( Denizli,Uşak,Afyon),Diyarbakır:( Diyarbakır,Batman,Muş,Bitlis,Hakkari,Van),Edirne:( Edirne,Kırklareli),Erzurum:( Erzurum,Bayburt,Ardahan,Erzincan,Kars,Iğdır,Ağrı,Bingöl),Eskişehir:( Eskişehir,Bilecik,Kütahya),Gaziantep:( Gaziantep,Kilis),Hatay:( Hatay),

İstanbul:( İstanbul),İzmir:( İzmir),Kahramanmaraş:( Kahramanmaraş),Kayseri:( Kayseri,Nevşehir,Niğde,Sivas),Kocaeli:( Kocaeli),Konya:( Konya,Karaman,Aksaray),Malatya:( Malatya,Elazığ,Tunceli,Adıyaman),Manisa:( Manisa),Mersin:( Mersin),Muğla:( Muğla),Sakarya:( Sakarya,Düzce),Samsun:( Samsun,Çorum,Amasya,Tokat,Sinop,Ordu),Şanlıurfa:( Şanlıurfa,Mardin,Siirt,Şırnak),Tekirdağ:( Tekirdağ),Trabzon:( Trabzon,Giresun,Rize,Artvin,Gümüşhane),Zonguldak:( Zonguldak,Bartın,Karabük)             (Ek:4 - Gelir İdaresi Başkanlığının 01.12.2005 tarih ve 64898 sayılı yazısı)                          Yukarıda da görüldüğü gibi, bölge statüsünde kurulan 29 İl merkezinden, 7 il merkezinin bağlı olduğu Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı ile 8 ilin bağlı olduğu Erzurum Vergi Dairesi Başkanlığı’nı nasıl ki tek il olarak saymak mümkün değilse, aynı şekilde verginin %45’nin toplandığı ve bir ucundan diğer ucuna 200 kilometreden fazla bir mesafe olan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı örneğinde olduğu gibi, tek il’den ibaret Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın, anayasa’nın eşitlik ilkesi bakımından görev,yetki,sorumluluk ve unvan eşitliği bakımından tek il olarak düşünülmesi hukuken  mümkün değildir.

                          5345 sayılı kanunun “Denetim elemanı ve uzman personel çalıştırılması” başlıklı 29’ncu maddesinin birinci fıkrasında ise, denetim elemanı olarak Gelirler Kontrolörleri ile Vergi Denetmenleri sayılmıştır.

             Söz konusu maddenin birinci fıkrası hükmü aşağıda olduğu gibidir:

                       “Gelirler kontrolörleri; en az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden mezun olanlar arasından yapılacak özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe stajyer gelirler kontrolörü olarak alınırlar ve en az üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar gelirler kontrolörlüğüne atanırlar. Gelirler kontrolörlerinin mesleğe alınmaları ve yeterlik sınavları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir. Vergi denetmenleri; en az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden mezun olanlar arasından yapılacak özel yarışma sınavı sonucuna göre mesleğe vergi denetmen yardımcısı olarak alınırlar ve en az üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar. Vergi denetmenleri vergi dairesi başkanlığı emrinde çalıştırılırlar. Vergi denetmenlerinin mesleğe alınmaları ve yeterlik sınavları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.”

                           Diğer taraftan bu kanunun 33’ncü maddesinde ise,Vergi Kontrol Memuru’na yapılan atıfların Vergi Denetmeni’ne yapıldığı belirtilmiş olup madde metni aşağıda olduğu gibidir.

 

                            “Diğer mevzuatta Gelirler Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıflar ilgisine göre Gelir İdaresi Başkanlığına; Gelirler Genel Müdürüne yapılmış atıflar Gelir İdaresi Başkanına; Başkanlığın görev alanına giren konularda (5615 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 04.04.2007)Maliye Bakanlığına yapılmış olan atıflar Gelir İdaresi Başkanlığına mülki idare amirlerine, mahallin en büyük memuruna, ilin en büyük mal memuruna, defterdara ve defterdarlığa yapılmış atıflar ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü veya müdürlüğüne; gelir müdürlüğüne, takdir komisyonu başkanı veya başkanlığına, tahsil dairesine, malmüdürü ve müdürlüğüne yapılmış atıflar ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına veya ilgili müdür veya müdürlüğüne; vergi kontrol memuruna yapılmış atıflar ise vergi denetmenine yapılmış sayılır”

                            Her ne kadar 5345 sayılı kanunun 29’ncu maddesinde teftiş yetkisi açıkça tanımlanmamış ise de, 33’ncü maddesindeki atıflar hükmüyle; 2996 sayılı kanunun 21’nci maddesiyle tanınan Defterdarlık emrinde servislerin denetim ve/veya teftiş yetkisi,178 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 43/c maddesiyle tanınan Defterdarlıklar veya  Vergi Dairesi Başkanlıkları emrinde taşra gelir birimlerinin denetim ve/veya teftiş yetkisi, parantez içi hükmü ile de Bölge Müdürlükleri kurulan yerlerde Bölge Müdürlüğüne bağlı olarak tanınan denetim ve/veya teftiş yetkisi aynen korunmuştur.

                         Kısaca uniter bir birim olan Vergi Denetmen’liği ile Gelirler Kontrolörlüğü aynı işi yaptıklarından (vergi inceleme, teftiş ve tahkikat yetkileri itibariyle), her iki denetim grubu da kanunda aynı fıkra içerisinde sayılmıştır.Her iki biriminde kimin adına teftiş yaptıkları açıkça belirtilmemiştir.         

                    Merkezi yapılanma içerisinde Vergi Denetmen’lerinin Vergi Dairesi Başkanı emrinde çalıştırılması, mahallinde yapılacak iş emirleri dağıtımı konusunda sadece görevlendirme yapılabilmesi içindir.

                      Yine aynı kanunun EK:5’nci maddesinde ise; bu kanunun 23’ncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden tüm Vergi Denetmenleri, 13.06.2005 tarih ve 2005/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’na doğrudan bağlı olarak 29 İl merkezinde (bölge statüsünde olmak üzere) kurulan ve 16.06.2005 tarihinden itibaren faaliyete geçen Vergi Dairesi Başkanlıklarına atanmış sayılacakları belirtilmiş olup madde metni aşağıda olduğu gibidir.

                      “Kurulacak vergi dairesi başkanlıklarının faaliyete geçmesiyle birlikte vergi dairesi müdürlükleri ile gelir müdürlükleri ilgili vergi dairesi başkanlığına bağlanmış; defterdarlıklara ve gelirler bölge müdürlüklerine bağlı vergi denetmen ve yardımcıları ise ilgili vergi dairesi başkanlıklarına atanmış sayılır. Mal müdürlükleri bünyesinde bulunan bağlı vergi daireleri ise vergi dairesi başkanlığı birimi haline dönüştürülünceye kadar defterdarlıklara bağlı olarak faaliyetlerine devam ederler. Buralarda çalışan Başkanlık personeli fiilen görev yaptıkları bu birimlerde görevlendirilmiş sayılır. Vergi dairesi başkanlıklarına bağlanan birimler ile defterdarlıklar ve gelirler bölge müdürlükleri bünyesinde faaliyetine devam eden birimler açısından 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bu Kanunla kaldırılan ek 8, 9, 10, 13, 14, 15 ve 16 ncı maddeleri ile ek 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin yürürlüğü ve anılan maddelerde yer alan görev, yetki ve sorumlulukların kullanılması bu birimlerin tüm iş ve işlemlerinin sona erdirilmesine kadar devam eder.”                                                    

                    Buradaki merkezi idari yapılanma, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın güçlü bir yapıya kavuşturulması, daha etkin ve verimli olması amacıyla bölgesel statüsünde olmak kaydıyla 29 İl merkezinde Vergi Dairesi Başkanlıkları kurulmuş ve Vergi Denetmenleri’de bu Vergi Dairesi Başkanlıklarına atanmışlardır.

Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın emrine atanmış olmaktan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ndan alınan vergi inceleme yetkisinin de bu başkanlıklar adına kullanılması anlamına gelmemektedir.

                     Çünkü Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın böyle bir yetkisi yoktur. Sadece teşkilat kanununa göre bağlı birimlerden vergi dairesi ve/veya vergi dairesi servislerinin teftişi ile Vergi Dairesi Başkanlığı’nda görevli memurlar hakkında soruşturma yapma yetkisin devri anlamına geldiğinin düşünülmesi gerekir.  

                     Bu durumda nasıl ki; Ankara,İstanbul ve İzmir İllerinde istihdam edilen Maliye Müfettişi,Hesap Uzmanı ve Gelirler Kontrolörleri’nde olduğu gibi,her hangi bir yetki sınırlaması nasıl ki mümkün değilse,aynı şekilde Vergi Denetmenleri için de bir yetki sınırlaması mümkün değildir.

Çünkü Ankara,İstanbul ve İzmir İllerinde istihdam edilen Maliye Müfettişi,Hesap Uzmanı ve Gelirler Kontrolörleri’nden, bu illere bağlı ilçelere teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi ile gönderilmeleri halinde harcırah katsayıları değişmiyorsa,aynı şekilde Vergi Denetmenleri için de anayasanın 10’ncu maddesindeki eşitlik ilkesinden hareketle değişmemesi gerekir. 

                     5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 2. maddesinde; ilin kurulması ve sınırları kanunla belirleneceği hükmü yer almaktadır.Aynı kanunun 4. maddesinde ise ilin  İl genel idaresinin başı ve merciinin vali olduğu belirtilmektedir.

                     Her il sınırı o ilin siyasi ve idari sınırları ile sınırlı olduğuna ve her ilde Vergi Dairesi Başkanlığı kurulmadığına göre,Vergi Dairesi Başkanlığı kurulmayan 52 İl’deki teftiş denetim ve vergi inceleme görevi, olur verilmek suretiyle Vergi Dairesi Başkanlığı kurulan illerden (29 İl’den) geçici görevle görevlendirilen Vergi Denetmenleri vasıtasıyla yapılmaktadır.

                   Örnek vermek gerekirse;

.

Yorum (0)

                  Örnek vermek gerekirse;

 

                  a) Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 22.2.2008 tarih ve 18325 sayılı yazılı emirleriyle 4 Vergi Denetmeni bir ay süre ile Şanlıurfa Şanlıurfa Vergi Daire Başkanlığı görev alanına görevlendirilmiştir.

 

                      (Ek:5 - Gelir İdaresi Başkanlığının 22.2.2008 tarih ve 18325 sayılı yazısı)

                  b) Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 13.03.2008 tarih ve 25123 sayılı yazılı emirleriyle, 22.2.2008 tarih ve 18325 sayılı yazılı emirleriyle bir ay süre ile Şanlıurfa Vergi Daire Başkanlığı görev alanına görevlendirilen 4 Vergi Denetmeni’nin görev süresi,araştırma ve inceleme çalışmaları tamamlanıncaya kadar süresiz  olarak uzatılmıştır.

                  (Ek:5-a Gelir İdaresi Başkanlığının 13.3.2008 tarih ve 25123 sayılı yazısı)

                c) Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 12.03.2007 tarih ve 20611 sayılı yazılı olurları dayanak gösterilmek suretiyle,Malatya Vergi Denetmenleri Bürosu Başkanlığı’nca Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan alınan 03.04.2007 tarih ve 803 sayılı olurla Vergi Denetmenleri Malatya (Adıyaman İl’nde),Kahramanmaraş(Pazarcık İlçesi’nde),Şanlıurfa (Şanlıurfa İli’nde) ve Mersin (Mersin İli’nde) Vergi Dairesi Başkanlıkları görev alanlarında görevlendirilmişlerdir.

          (Ek:5-b) Malatya Vergi Dairesi Başkanlığının 03.04.2007 tarih ve 843 sayılı olu yazıları)                

                Soruşturma konusunda ise; 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulan Gelir İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında,gerek 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerine ve gerekse 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun disiplin hükümlerine göre yapılması gereken ön soruşturmaya izin verme konusunda, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Valilik makamından kimin yetkili olduğuna dair hasıl olan tereddüdü gideren Danıştay Birinci Dairesinin 16.10.2006 tarih ve E:2006/958,K:2006/885  sayılı kararları doğrultusunda ancak Gelir İdaresi Başkanlığı’nca izin ve yetki verilmesi durumunda ilgili memur hakkında  soruşturma görevi yapılmaktadır.

               Harcırah konusuna gelince; 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 3,5,14,33,39 ve 42’nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, denetim elemanı harcırahı ile diğer  memurlukların geçici görev harcırahları birbirinden tamamıyla farklıdır.                                 

                  Harcırah Kanununun “Yurt içinde verilecek gündeliklerin miktarı” başlıklı  33.maddesi metni aşağıda olduğu gibidir.

……………………...”                             

                şeklinde hükmedilmiştir.

 

                Harcırah Kanunu’nun 3/a maddesi ile 5’nci maddesinde harcırah ve harcırahın unsurları tanımlanırken,3/g maddesinde de memuriyet mahalli tanımlanmıştır.

 

                Harcırahın unsurlarından olan gündelik ve/veya yevmiyenin ne şekilde verileceği konusu,33/b maddesinde denetim elemanları için özelleştirilmiş ve “devamlı ikamet edilen yerde dikkate alınmak suretiyle kurumlarınca belirlenen görev merkezi, mıntıka merkezi ve grup merkezi dışına teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi ile gönderilme” şeklinde farklı düzenleme yapılmıştır.

 

                Ancak buda “Türkiye düzeyinde teftiş denetim ve inceleme yetkisine haiz bulunanlar” ve “Bölge düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine haiz bulunanlar” ile “İl düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine haiz bulunanlar” şeklinde olmak üzere, yetki alanları itibariyle üç ayrı standart gruba ayrılmıştır.

 

                     Gündelik miktarının belirlenmesinde;yapılan görevin özelliği itibariyle, kimin adına görev yaptığı değil, asıl olan coğrafi uzaklık durumuna göre tesis edilen yetki alanı genişliği ve katlanmak zorunda bırakılan külfet,yük ve yapılması gereken fedakarlık gibi faktörler dikkate alınarak ülke düzeyinde,bölge düzeyinde ve il düzeyinde yetkiye sahip olup olmama esas teşkil etmektedir.                                 

 

                      Türkiye’nin siyasi ve idari yapısı bakımından 81 İl’den ibaret olduğu,Bölgenin bir ve/veya birden çok İl’den ibaret olduğu ve İl’in ise sadece kendi siyasi ve idari sınırları ile sınırlı (Merkez ilçe, İlçe,Belde ve Köy,mezra,oba v.s.gibi yerleşim merkezlerinden meydana geldiği) olduğu dikkate alındığında; devamlı ikamet edilen yere yada kurumlarınca belirlenen görev merkezi, mıntıka merkezi ve grup merkezine olan uzaklık durumuna göre; Türkiye düzeyi,Bölge düzeyi ve İl düzeyi şeklinde üç ayrı kat sayı ile farklı gündelik miktarları belirlenmesindeki mantık, risk ve zorluktan ileri gelse gerek.

 

                          Madde de unvanları sayılanların Bakan adına, Bölge Müdürü adına,Vergi Dairesi Başkanı veya Defterdar adına gibi kimin adına denetim yapılmasından söz edilmemektedir. Bu nedenle Bakan adına görev yapan merkezi denetim elemanlığı veya taşra denetim elemanlığı gibi bir mana çıkarılması da mümkün değildir.

 

                          Kaldı ki “Bakan adına teftiş yapma” yetkisi;178 sayılı kanun hükmündeki kararnamenin Maliye Müfettişleri ile ilgili 20’nci maddesinde geçmekte olup Hesap Uzmanları ile ilgili 21’nci maddesinde böyle bir ifade geçmemektedir.

 

                          Aynı şekilde 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanunun Gelirler Kontrolörleri ile ilgili 29’ncu maddesinde böyle bir yetki ifadesi yine geçmemektedir.

 

                          Kanunun bu hükmü karşısında, her kim hangi unvana sahip olursa olsun, yapılan görev merkezi, mıntıka merkezi ve grup merkezi dışına yetki bakımından geçici görevle görevlendirmeyi yapan makama bakılması gerekir.

 

                          Merkezi idare yapısı bakımından Bakanlık,Genel Müdürlük veya Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (Türkiye düzeyinde), Bölge Müdürlüğü’nün veya Bölge Müdürlüğü statüsünde olan Vergi Dairesi Başkanlığı’nın (Birden fazla il bağlanan yada tek İl’den ibaret olup da birden fazla il bağlanmayan ancak bölge statüsünde kurulduğu için sadece o il Vergi Dairesi Başkanlığı’nın (Bölge düzeyinde)  görevlendirme yapıp yapmadığına, yani yetkinin ülke düzeyinde,bölge düzeyinde ve bölge statüsünde olmayan kuruluşlarda ise il düzeyinde olmak kaydıyla yetkinin hangi düzeyde kullanıldığına bakılması gerekir.  

 

                          Maliye Bakanlığı’na bağlı kuruluşlardan merkezi yapıya sahip Gelir İdaresi Başkanlığı her ne kadar Bölgesel düzeyde teşkilatlanmış olmakla birlikte,ancak adı ne olursa olsun(görev merkezi, mıntıka merkezi ve grup merkezi), Bakan oluruyla,Gelir İdaresi Başkanlığı oluru yada yazılı emir ve talimatıyla; bir hizmet bölgesinden (Bir Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan) bir başka hizmet bölgesine (Bir Başka Vergi Dairesi Başkanlığı’na) vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilen Vergi Denetmenleri tarafından yapılan görevin ülke düzeyinde yapıldığı gerçeğinin kabulü ile gündelik oranının 1.3 kat olarak belirlenmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

 

                        1-Bölgeler arasında yada Ülke düzeyinde yapılan merkezi görevlendirmelere örnek verecek olursak;

 

                         a)Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından Adana Gelirler Bölge Müdürlüğü’ne gönderilen 09.08.1999 tarih ve 34140 sayılı yazı ve ekinde yer alan 06.08.1999 tarih ve 905 sayılı Bakan oluruyla; 6 Vergi Denetmeni Şırnak İli’nde vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir.(Ek:3 Gelirler Genel Müdürlüğü Yazısı ve eki Bakanlık oluru)

 

                         b)Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından Adana Gelirler Bölge Müdürlüğü’ne gönderilen 06.09.2001 tarih ve 46537 sayılı yazı ve ekinde yer alan 04.09.2001 tarih ve 905 sayılı Bakan oluruyla;Ankara Gelirler Bölge Müdürlüğünden 50,Adana Gelirler Bölge Müdürlüğünden 23 ve Antalya Gelirler Bölge Müdürlüğünden 7 olmak üzere 80 Vergi Denetmeni’nin 60’nın İstanbul İli’nde ve 20’sininde ise İzmir Gelirler Bölge Müdürlüğü’nde vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir.(Ek:3-b Gelirler Genel Müdürlüğü Yazısı ve eki Bakanlık oluru)

 

                          c)Gelir İdaresi Başkanlığı/ANKARA tarafından Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’na gönderilen 22.02.2008 tarih ve 18325 sayılı yazıları ile 4 Vergi Denetmeni Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’nda vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir.(Ek:5 Gelir İdaresi Başkanlığı yazısı)

 

                          d)Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 12.03.2007 tarih ve 20611 sayılı olurları ile Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı’nda görevli Vergi Denetmenleri Kahramanmaraş,Şanlıurfa ve Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı’nda vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir.(Ek:5-b Gelir İdaresi Başkanlığı olur yazılarına dayanarak Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 03.04.2007 tarih ve 843 sayılı olur yazısı) 

 

                         2-Bölge düzeyinde yapılan görevlendirmelere örnek verecek olursak;

 

                          a)Ankara 10’ncu İdare Mahkemesinin 26.06.2008 tarih ve E:2008/991,K:2008/1512 sayılı kararlarıyla da sabit olduğu üzere,Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nda görevli Vergi Denetmeni Uğur YILDIZ’ ın,Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’na bağlı illerden Yozgat İli’ne vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir. (Yargı tarafından yapılan geçici görevlendirmenin bölge düzeyinde yapıldığı kabul edilerek,gündelik oranının 1.1 kat üzerinden ödenmesine hükmedilmiştir.)

                          (Ek:6 Ankara 10’ncu İdare Mahkemesinin 26.06.2008 tarih ve E:2008/991,K:2008/1512 sayılı kararı)

 

                           b)Samsun 1’nci İdare Mahkemesinin 31.01.2008 tarih ve E:2006/3765,K:2008/192 sayılı kararıyla da sabit olduğu üzere,Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı’nda görevli Vergi Denetmeni Türksel HANEDAN’ ın,Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı’na bağlı illerden Tokat İli’ne vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirilmiştir. (Yargı tarafından yapılan geçici görevlendirmenin bölge düzeyinde yapıldığı kabul edilerek,gündelik oranının 1.1 kat üzerinden ödenmesine hükmedilmiş ve bu karar Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nin 29.04.2008 tarih ve E:2008/161 sayılı kararıyla da aynen onanmıştır.)

                         (Ek:7 Samsun 1’nci İdare Mahkemesinin 31.01.2008 tarih ve E:2006/3765,K:2008/192 sayılı kararı) ve

                         (Ek:8 Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nin 29.04.2008 tarih ve E:2008/161 sayılı kararı) 

                            Ülke veya Bölge düzeyinde yapılan görevlerle ilgili hak gaspının iadesine dair bu tür kararlar açılan davalarla orantılı olarak her geçen gün daha da artacaktır.               

                         Kanuna ve yargı kararlarına rağmen Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından fiilen yapılan uygulamanın aksi yönde ki savunmalarının hiçbir kanuni ve hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

                         Kaldı ki gerçeklerin inkar edilmesi ve kabul edilmemesi yöntemi ise, hukuki gerekçe niteliği taşıyan bir savunma mekanizması olmasa gerek.

                                                                                     

                   Yukarıda değinilmeyen kısımların ikmali açısından, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan savunmalarının bir kez daha ele alınmasında yarar olduğunu düşünmekteyiz.

 

                    1) 14.12.1983 tarih ve mük:18251 sayılı resmi gazetede yayımlanan 178 sayılı Maliye Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname’nin 43/c maddesinde geçen Vergi Kontrol Memuru,Muhasebe Kontrol Memuru ve Milli Emlak Kontrol Memuru unvanları 29.07.1998 tarih ve mük:23417 sayılı resmi gazete’de yayımlanan 4369 sayılı kanunun 84’ncü maddesi “Vergi Denetmeni”, “Muhasebe Denetmeni” ve “Milli Emlak Denetmeni” unvanı şeklinde değiştiği halde, ancak 6245 sayılı Harcırah Kanununda geçen “Defterdarlık Kontrol Memuru” unvanı aynı paralelde değişmemiştir.

 

                  Daha sonra Gelir İdaresi;16.05.2005 tarih ve 25817 sayılı resmi gazete’de yayımlanan 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki kanunla, Maliye Bakanlığı’ndan ayrılmış ve merkezi nitelikli özerk bir yapıya kavuşturularak İl düzeyi yerine bölgesel statüde olmak kaydıyla “Vergi Dairesi Başkanlıkları” şeklinde teşkilatlanmıştır.  

                Vergi Denetmen’lerinin atanması daha önce Maliye Bakanlığı tarafından yapılmakta iken, Gelir İdaresi Başkanlığı kurulduktan sonra da bu atama yine merkezden ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan yapılmaktadır.

 

                   Tarihinde hiç bir zaman taşrada ne Defterdarlık Makamı tarafından,ne Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından ve ne de 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince Valilik Makamı tarafından atama yapılmış değildir.

                   Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın kurulmasından sonra 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat Kanununun Ek:5’nci maddesine rağmen Defterdarlık emrine atama yapılması iddiası kanunen mümkün değildir.Böyle bir iddianın hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.Aksi takdirde anayasanın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine,10’ncu maddesinde ki kanun önündeki eşitlik ilkesine, 11’nci maddesindeki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine ve 137’nci maddesindeki kanunsuz emrin yerine getirilmeme ilkesine aykırı hareket edilmiş olur, ki bu durumda da açık bir anayasa ve kanun ihlaline yol açacaktır.

                       Zaten 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamenin “atama” başlıklı 41’nci maddesinde “Bakanlığın ilgili kuruluşlarının kuruluş kanunlarında atamaya ilişkin hükümlerinin saklı olduğu”  belirtilmektedir.

                 2) Vergi incelemesi için Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından; Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’na yapılan görevlendirme,Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’nın oluru ile değil,Gelir İdaresi Başkanlığı’nın oluruyla yapılmıştır.

 

                Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’nın yetki ve görev alanı: (Adana ve Osmaniye illerini kapsamaktadır) ile sınırlıdır. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın görev ve yetki alanında (Şanlıurfa,Mardin,Siirt,Şırnak illerini kapsamaktadır) görevlendirme yapılması kanunen zaten mümkün değildir.

 

               Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Vergi Dairesi Başkanı’nın görev ve yetkileri 5345 sayılı Gelir İdaresi Teşkilat Kanununun 24 ve 25’nci maddelerinde belirlenmiş olup, kanunda, bir Vergi Dairesi Başkanlığı görev ve yetki alanından bir başka Vergi Dairesi Başkanlığı Görev ve yetki alanına Vergi Denetmeni görevlendirme yetkisi verilmemiştir.

 

              O halde görevlendirmeyi yapan merkezi idare olan Gelir İdaresi Başkanlığı olduğuna göre ve bir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın kurulduğu İl merkezinde ikamet eden bir Vergi Denetmen’inin bir başka Vergi Dairesi Başkanlığı’nın kurulduğu İl merkezine yada görev ve yetki alanına vergi incelemesi yapmak üzere geçici görevle görevlendirme yapıldığına göre,yapılan görevlendirmenin bölgesel düzey yerine ülke düzeyinde yapıldığının,dolayısıyla yetkinin de aynı şekilde ülke düzeyinde kullanıldığının kabulü gerekir.

            3) 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 33/b maddesi doğru anlaşılmalıdır.

                Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı’na verilen 09.11.2006 tarih ve 23052 sayılı “gündelik “ hakkındaki görüş yazısı tarafsız ve doğru değildir.                    

                         

              Kanun lafzı ve ruhu ile meri olduğuna göre; madde metninde unvanı sayılanlara yol gideri,iaşe ve ibate gideri gibi zaruri giderler karşılığında yapılan harcırah ödemesi, unvana göre değil; ülke, bölge ve il düzeyi şeklinde, yetki alanı kapsamına göre değişmektedir.

                             

                  Konuyla ilgili her hangi bir yüksek yargı kararı bulunmadığı halde, Vergi Denetmenleri lehine esastan verilen İdari Yargı kararları dahi görmezden gelinmek suretiyle, Erzurum 1’nci İdare Mahkemesi tarafından verilen 31.12.2007 tarih ve E:2007/22,K:2007/1843 sayılı süre aşımı yönünden davayı reddeden kararı,sadece usul yönünden reddeden bir karar olduğu halde, emsal karar olarak gösterilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

                  Diğer taraftan Erzurum İdare Mahkemesinin söz konusu kararında; bir taraftan Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın yetki sınırlarının,İlin idari sınırları ile çizildiğinden bahsedilirken,Ardahan İli’nin 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre ayrı bir il,ayrı idari sınırları ve ayrı Vali’si olduğu halde, sanki Erzurum İli idari sınırları içerisinde bağlı bir ilçe gibi görülmesinin hiç bir hukuki tarafı yoktur.

 

                  6245 sayılı Harcırah Kanununun 3,5,14,33 ve 59’ncu maddeleri açısından daha geniş bir perspektifle konunun ele alınarak değerlendirilmediği,sadece konuyla ilgisi olmayan Vergi Dairesi Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği’nin 6/j,9 ve 31’nci maddeleri açısından oldukça dar bir açıdan ele alındığı ve yanlış değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

 

       Vergi Dairesi Başkanlıklarının Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği’nin 6’ncı maddesi Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın görevlerini ve 9’ncu maddesi ise Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın yetki alanını tanımlamakta olup Vergi Denetmen ve Vergi Denetmen Yardımcıları’nın görev yetki ve sorumlulukları ile ilgisi yoktur.

 

       Vergi Denetmenleri ve Vergi Denetmen Yardımcıları’nın görev yetki ve sorumlulukları ise Yönetmeliğin 31’nci maddesinde (Vergi denetmenleri ve vergi denetmen yardımcıları; mevzuatla yetkili kılındıkları konularda, vergi inceleme, denetim ve vergi dairesi başkanı tarafından verilen diğer iş ve işlemleri mevzuata uygun olarak ve zamanında yapmakla görevlidirler.

       Vergi denetmenleri ve vergi denetmen yardımcıları, ilgili mevzuat gereğince kendilerine verilen görevleri eksiksiz ve zamanında yerine getirmemekten dolayı, bağlı oldukları grup müdürüne karşı sorumludurlar) şeklinde tanımlanmıştır.

 

                   Yönetmeliğin bu maddesinde geçen; “mevzuatla yetkili kılındıkları konularda,vergi inceleme,denetim’den” kastedilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile tanınan vergi inceleme ve denetim yetkisi anlaşılmalıdır.

 

       Ve bağlacından sonra gelen “Vergi Dairesi Başkanı tarafından verilen diğer iş ve işlemlerden” kastedilen ise başkan’ın kendi yetkisinde bulunan teftiş’e ve soruşturma’ya karar verme yetkisinin kullanılması konusunda Vergi Denetmeni’ne görev verilmesi anlaşılmalıdır.  

                             

                 Kanuna rağmen yargı tarafından hataya düşülmesi yada anayasanın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olarak verilen kararda,emsal olabilecek nitelikte isabetli bir karar değildir.

 

                 Aynı şekilde Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen 23.05.2008 tarih ve E:2008/151,K:2008/144 sayılı kararda da aynı şekilde hiçbir hukuki değerlendirmeye tabi tutulmadan itiraz talebinin reddedilmesinde ve Erzurum 1’nci İdare Mahkemesince verilen kararın doğrudan doğruya onanmasında yine hukuki isabet yoktur.

                                                      

                 Çünkü Anayasanın 155’nci maddesine göre, Türk Milleti adına idari uygulamaların hukuka uygunluk denetimi,nihai kazai mercii olarak ilk ve son derece mahkemesi olan Danıştay tarafından yapılmaktadır.

 

                 Diğer taraftan yine anayasanın 160’ncı maddesine ise, devlet harcamalarının denetimi Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Sayıştay tarafından yapılmaktadır.

                

                 Konuyla ilgili olarak her iki yüksek yargı tarafından verilen emsal kararlar gösterileceği yerde,oysa Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından böyle bir emsal karar gösterilmiş değildir.  

 

                   Örnek karar olması bakımından,1318 sayılı Emlak Vergi Kanunu’nun geçici:5’nci maddesi gereğince Vergi Kontrol Memurlarının devamlı harcırah almaları konusunda; Sayıştay Genel Kurulu tarafından verilen 21.06.1971 tarih ve 3519/2
sayılı kararlarını : (1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun geçici 5’nci maddesi hükmü uyarınca Vergi Kanunlarının uygulanmasında Gelirler Genel Müdürlüğü emrinde görev yapacak olan Defterdarlık Kontrol Memurlarına, Belediye hudutları dahilinde görev yaptıkları günler içinde harcırah yevmiyesi ödenmesi gerekeceği hk.) örnek olarak göstermek mümkündür.  (Ek:9 Sayıştay Genel Kurul Kararı)   

                            

                    4) Vergi Dairesi Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği’nde Vergi Dairesi Başkanlığı’nın yetki sınırları belirlenmiştir.

                   Oysa Vergi Denetmeni’nin yetki sınırı belirlenmemiştir.

                   Bir diğer ifadeyle Vergi Denetmen ve Yardımcılarının yetki sınırı,Vergi Dairesi Başkanlığı’nın kurulduğu il sınırıyla yada yetki sınırıyla sınırlı değildir.

  

                   Şayet böyle bir sınırlama olsaydı Adana  İli’nden Şanlıurfa İli’ne görevlendirme yapılması mümkün olmadığı gibi,Şanlıurfa’da vergi incelemesi yapılan mükellefler hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarının da yetkisiz düzenlendiği için hükümsüz olması ve işleme konulmaması,yani bu raporlara dayanarak vergi tarh edilmemesi ve ceza kesilmemesi gerekirdi.

                  

                   Oysa tüm raporlar Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından işleme konulmuş ve gerekli vergi tarh edilmiş ve cezası kesilmiştir.                            

  

                   Kaldı ki yapılan görevlendirme,Adana Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından değil,Gelir İdaresi Başkanlığı/ANKARA tarafından yapılmıştır.

 

                   5)Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 5345 sayılı kanunla Maliye Bakanlığı’ndan ayrılmış ve özerk bir yapıya dönüştürülmüş olması,ataması,tayin ve terfisi merkezden yapılan Vergi Denetmeni’ni mahalli yada il memuru yapmamaktadır.

                   Aksi takdirde ataması,tayin ve terfisinin de İl’den yapılması gerekirdi.   

                   Her ne kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’nın savunmalarında, bir taraftan Gelirler Bölge Müdürlükleri’nin kaldırıldığından bahsedilirken, diğer taraftan 24.12.1994 tarih ve 22151 sayılı resmi gazetede yayımlanan  “Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Vergi Denetmenleri Görev,Yetki,Çalışma Ve Atama Yönetmeliği” nden hiç söz edilmemektedir.

                   Ek de bir fotokopisi yer alan Danıştay Beşinci Dairesi’nin 16.04.1997 tarih ve E:1995/852 , K:1997/860 sayılı kararıyla; “ Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Vergi Denetmenleri Görev,Yetki, Çalışma Ve Atama Yönetmeliğinin 5.Maddesi İle Defterdarlık Emrinde Çalışan Vergi Denetmenlerine Teftiş Ve Soruşturma Yapmak Görevinin Aslı Görev Olarak Verilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı Hk”  iptal edilen  5’nci maddesinde geçen “teftiş ve soruşturma” ibaresi hariç,tamamı halen yürürlüktedir.

                            

      (Ek:10 Danıştay 5. Dairesi’nin 16.04.1997 tarih ve E:1995/852 , K:1997/860 sayılı kararı)

 

                        Her ne kadar Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan savunmalarında; Vergi Denetmenleri’nin “Vergi Dairesi Başkanlığı kurulmayan yerlerde defterdarlıklarda çalışmaktadırlar “ şeklindeki  savunma ve iddiaları, daha önce de belirtildiği üzere kesinlikle doğru değildir. Bir tek örnek gösterilemez.Aksi takdirde kanunun uygulanmaması suç unsuru teşkil eder.                             

                              

                          Çünkü anayasanın 126’ncı maddesinde merkezi idarelerin kuruluşu görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği belirtilirken 124’ncü maddesinde ise yönetmeliklerin kanuna aykırı olmaması şarta bağlanmıştır.

    

                        Bir diğer hususa gelince, Danıştay Birinci Dairesinin 16.10.2006 tarih ve Esas No:2006/958 ve Karar No:2006/885 sayılı kararında; Gelir İdaresi Başkanlığının savunmalarına yer verilmiş olup bu savunma aşağıda olduğu gibidir.

                       “Gelir İdaresi Başkanlığının Maliye Bakanlığı imzalı, 30.03.2006 tarih ve B.07.1.GİB.0.95/950-T.022916 sayılı yazısı ekinde gönderilen Gelir İdaresi Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin 06.03.2006 tarih ve B.07.1.GİB.0.16/1620-39 sayılı konuya ilişkin görüşünde; taşra teşkilatlarının "doğrudan merkeze bağlı" olduğu, bu teşkilatların 5345 sayılı Yasanın 25’nci maddesi gereği işlerin yürütülmesi bakımından başkanlığa karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, Yasanın 33 üncü maddesinde diğer mevzuatlarda mülki idare amirine yapılan atıfların, Vergi Dairesi Başkanlığına yapılmış sayılacağının belirtildiği, 09.02.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Gelir İdaresi Başkanlığı Disiplin ve Sicil Amirleri Yönetmeliğine göre disiplin ve sicil amirliğinin mülki idare amirlerine verilmediği, gerekçeleri ile Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatında çalışan memur ve diğer görevliler için 4483 sayılı Yasaya göre verilen "ön inceleme yaptırma ve izin verme/vermeme" yetkisinin Gelir İdaresi Başkanlığına ait olduğu” şeklinde yer almıştır.

  (Ek:11 Danıştay Birinci Dairesi’nin 16.10.2006 tarih ve Esas No:2006/958 ve Karar No:2006/885 sayılı kararı)

                       Danıştay’ın söz konusu kararında; “3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun "Amaç" başlıklı 1 inci maddesinde; bu Kanunun amacının kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için bakanlıkların kurulmasına, teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin esas ve usullerin düzenlenmesi olduğu, "Bakanlık bağlı kuruluşları" başlıklı 10 uncu maddesinin (3) üncü fıkrasında; bağlı kuruluşların taşra teşkilatının bölge, il ve ilçe kuruluşları veya doğrudan kendine (merkeze) bağlı olarak kurulabileceği, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun "Amaç" başlıklı 1 inci maddesinde; bu Kanunun Maliye Bakanlığına bağlı Gelir idaresi Başkanlığının kurulması, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esasları düzenlemesi olduğu, "Teşkilat" başlıklı 3 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında; Başkanlığın merkez ve taşra teşkilatından meydana geldiği, "Taşra teşkilatı" başlıklı 23 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında ise; Başkanlığın taşra teşkilatının doğrudan merkeze bağlı Vergi Dairesi Başkanlıkları ile vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürlüklerinden oluştuğu” şeklindeki hükmü ile de,Vergi Dairesi Başkanlıklarının doğrudan merkeze bağlı olduğu kabul edilmiş olmakla,merkezi yapılanma yargı tarafından da kabul görmüştür.

                    Yasada kuruluşundan itibaren Vergi Denetmenleri, 3046 sayılı Yasanın 8 nci maddesi (c) bendinde belirtilen taşra teşkilatlarından; "Doğrudan Merkeze Bağlı" taşra teşkilatı niteliğinde olan Gelir İdaresi Başkanlığı teşkilatında görev yapmalarının inkarı mümkün değildir.

 

                    Gelir İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatının doğrudan merkeze bağlı vergi dairesi başkanlıkları ile vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürlüklerinden oluştuğuna ilişkin hükmü içeren 5345 sayılı Yasanın 23 üncü maddesi ile vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini yürütmekle görevli Başkanlığa bağlı etkin bir taşra teşkilatının oluşturulması ve bu teşkilatın yönetsel anlamda doğrudan merkeze bağlı olması yoluyla daha verimli ve merkezle eşgüdüm içinde hizmet sunulması amaçlanmaktadır.

 

                     Hizmetin sunulması amacıyla 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun verdiği yetkiye istinaden de Bakanlar Kurulu Kararı ile 29 ilde Vergi Dairesi Başkanlığı kurulmuş ve Vergi Denetmenlerinin atamaları da  idari yapılanma gereği bu 29 ile yapılmıştır.

 

                      Ülkemizdeki il sayısının 81 olduğu düşünüldüğünde geri kalan 52 ilde Vergi Denetmeni bulunmamaktadır. Maliye Bakanlığı Vergi Dairesi Başkanlıklarına göndermiş olduğu 01.12.2005 tarih ve B.07.1.GİB.0.14/1436-64898 sayılı yazı ile Vergi Dairesi Başkanlığı kurulmayan 52 ildeki vergi incelemelerinin daha etkin ve verimli yapılabilmesi için, bu illere hangi illerden Vergi Denetmeni görevlendirileceğine ilişkin  “Denetim Alanları”  belirlenmiştir.

                     Yapılan tüm bu açıklamalar doğrultusunda, geçici görevlendirmenin Vali yada Vergi Dairesi Başkanı tarafından değil, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bizzat olur alınmak suretiyle yapılmış olması,ataması merkezden yapılan Vergi Denetmeni’nin, geçici görevle bir bölgeden bir başka bölgeye yani ülke düzeyinde görevlendirilmesinin, merkezden yapıldığının/yapılacağının somut bir göstergesidir.

                     

                     Bir başka ifadeyle Vergi Denetmeni’nin ikamet ettiği yere bakılmaksızın ülke düzeyinde görev yaptığının kabulü gerekir.

 

                Bu nedenle yüce yargı tarafından, yapılan görevin Türkiye düzeyinde yapıldığının kabul görmesi gerekir.

 

                Şayet yapılan bu görev bölgeler arasında değil de, bölgesel düzeyde yada bölge içerisinde yapılıyor olsaydı, elbetteki o zaman bölge harcırahı yani (1.1) kat üzerinden harcırah ödenmesi gerekirdi.

 

                Nitekim bölge içerisinde yapılan denetim harcırahı ile ilgili olarak,bu konuda Samsun 1.İdare Mahkemesi’nce verilen 31.01.2008 tarih ve E:2006/3765,K:2008/192 sayılı karar ile bu kararı onayan Samsun Bölge İdare Mahkemesinin 29.04.2008 tarih ve Esas No:2008/161 sayılı kararlarını emsal karar olarak göstermek mümkündür.

              

                Sonuç itibariyle Vergi Dairesi Başkanlığı’nca yapılan savunma ve karşı iddiaların hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

                         

               Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar doğrultusunda; bölge statüsünde kurulan Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın görev alanlarının bölgesel düzeyde kabulü ile  Gelir İdaresi Başkanlığı’nca bir Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanından bir diğer Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanına teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi ile yapılan geçici görevlendirmenin ülke düzeyinde bir görevlendirme olarak kabul edilmesi gerekir.    

                Bu nedenle 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33/b maddesi gereğince yapılan görevin Türkiye düzeyinde yapıldığının kabulü ile gündelik  oranının 1.3 kat  üzerinden ödenmesi yönünde karar verilmesi gerekir.

 

SONUÇ VE TALEP:Yukarıda yapmış olduğum açıklama,hukuki dayanak ve gerekçeler ile ayrıca yüce yargı tarafından resen dikkate alınacak sair nedenlerle;

               1)Vergi Dairesi Başkanlıkları’nın görev alanlarının bölgesel düzeyde kabul edilmesine,

                2)Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bir Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanından bir diğer Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanına teftiş, denetim, inceleme veya soruşturma görevi ile yapılan geçici görevlendirmelerin, ülke düzeyinde yetki kullanımı olarak kabul edilmesine,

                3)Adana Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanından Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı görev alanına vergi incelemesi görevi ile yapılan geçici görevlendirmede gündelik oranının 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 33/b maddesi 1.3 kat üzerinden ödenmesine,

           Hükmedilmesi yönünde karar verilmesini yüce yargıdan saygıyla arz ve talep ederim.04.11.2008

 

                                                                                                 Akif ÖZ

                                                                                                Cevap veren (Davacı)

 

EKLERİ:

1)Ek-3 Sayılı Cetvel,

2) Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 22.05.1998 tarih ve      34624 sayılı yazısı,

3)Ek:3 Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 9.8.1999 tarih ve 34140 sayılı   

   yazıları ile    eki, Ek:3-a  6.8.1999 tarih ve 905 sayılı Bakanlık oluru )

   Ek:3-b Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 6.9.2001 .

Yorum (0)

GEÇİM ENDEKSİ İKİYÜZELLİBEŞ

Çokbilmiş hesap uzmanları
Toplanmışlar bir araya
Aralarında fiskos, fiskos
Hangimiz biliyoruz hesap işini
Nasıl edelim de halk şaşa kalsın
Baş makama yağ çekelim bizi alkışlasın

Dur demiş büyük hesap uzmanı
Gelin bunun hesabını yapalım
Geçim endeksi neymiş bulalım
Sağa vurmuşlar olmamış
Sola vurmuşlar olmamış
Hesap makinesine vurmuşlar
Makinenin hafızası almamış,
Zavallı makine pes insafsızlar diyerek çıldırmış

Yok, olmayacak kardeşler bu iş
Biz bu rakamları açıklarsak
Halk bizi alkışlayacak
Yaşa Varol diyecek
Baş makam bizi yerden yere vuracak
Valla bizi alaşağı edecek

Baş başa vermişler yine
Fiskos fiskos
Biri demiş durun ya
Biz ne yapıyoruz
Her gün çay simit hesabı konuşuluyor
Nasılsa herkesin keyfi yerinde deniliyor
Ne hesabı, ne kitabı
Biz neciyiz burada, hesap uzmanı değil miyiz?
Halk ne anlarmış hesap kitap işinden
Aylarca uyuklayarak izledik oturduğumuz koltuktan
Kimsede ses seda yok
Demek ki keyifler pek yerinde
Baksanıza artık musluklar da tıs demiyor
Biz diyelim geçim endeksi ikiyüzellibeş
Halk olsun hepten şeşi beş
Baş makam sevinsin
İki çocuk az, üç daha isterem, üç daha isterem naralarıyla
Sevincinden meydanlarda bas bas bağırsın

Hep birlikte çıkmışlar meydane
Açıklamışlar rakamları dane dane
Halkın gözleri fal taşı gibi açılmış olmuş şeşi beş
Bir cebe bakmışlar, bir fileye, almamış akıllar hesabı
Düşünmüşler elbet vardır bunun da bir hikmeti
Eh adamlar nasılsa büyük hesap uzmanı
O kadar yıl mürekkebi boşuna mı zıkkımlanmışlar
Biz ne biliriz bu hesap kitap işini

Halk geçinebilirmiş ikiyüzellibeşe
Vekilimin maaşı yetmezmiş çayına, simitine
Refah yaşamak bizlerin neyine
Sürünür perişan halli memurum
Açlıktan ağzı kokar zavallı emeklim
 

Dinçer Demirel alıntı

.

Yorum (0)

Konuşunuz Unakıtan
OLAY 1 SEVGİLİ okuyucularım, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, merkezi ABD’de bulunan ve Türkiye’de çalışan Citibank’ın 2 milyar dolar tutarındaki vergi borcunu bir imza atarak sildi mi? Affetti mi? Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri aylar süren vergi incelemesi sonrasında Citibank için vergi inceleme raporu düzenlediler. Bu raporlar, vergi denetmenlerinin bir anlamda iç denetim birimi olan ve deneyimli vergicilerden oluşan "Okuma Komisyonu" tarafından da incelenip kontrol edildi. Ardından vergi cezaları kesildi. Citibank yetkilileri, Maliye Bakanlığı’na başvurup "düzeltme" yoluyla 2 milyar dolarlık vergi ve cezasının silinmesini istediler. Oysa vergi inceleme raporu dayanak alınarak kesilen vergi ve cezada "düzeltme" diye bir çözüm yolu yok. Citibank’ın önünde sadece iki yol vardı. 1- "Ben bunu ödemek istiyorum ama pazarlık yapalım" diyerek uzlaşma isteyebilirdi. 2- "Bu vergi ve cezalar hukuka aykırıdır" deyip Vergi Mahkemesi’nde dava açabilirdi. Fakat o da ne! Bu olayda Citibank icin "çok özel" bir üçüncü kapı açılıverdi! Bakanlık Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu, üç sayfalık bir yazı hazırladı ve bu yabancı bankaya kesilen vergi cezasının tamamının kaldırılmasını Kemal Unakıtan’ın onayına sundu. Unakıtan da bu yazıya "olur" verdi ve 2 milyar dolarlık vergi cezası bir anda siliniverdi! Cumhuriyet tarihinde, Maliye tarihinde böyle bir olay görülmüş değil. Raporu hazırlayan vergi kontrolörleri ile "Bu rapor doğrudur, işlem yapılmalıdır" diyen komisyon bile, bu verginin bir kalemde silindiğini çok sonra öğrendiler! İşçi Partisi bu olayı belgeledi, Başbakan ve Maliye Bakanı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Burada Kemal Unakıtan’a soruyorum: Bu olay nedir? Citibank’a bu kıyak niçin, hangi yasal gerekçeyle yapılmıştır? Beyefendi şimdi aday olduğu Eskişehir’de futbolcu transferi yapıyor, Maliye Bakanlığı’na ait bilgisayarları orada seçmenlere dağıtıyor. Fırsat bulduğu takdirde elbette açıklama yapacaktır! OLAY 2 VERGİ Dünyası Dergisi’ni, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Derneği çıkarıyor. Dernek üyeleri şu anda hesap uzmanı olan kamu görevlileri. Bürokrasinin gözbebeği olan, vergi kaçaklarının üzerine gidip devlete trilyonlar kazandıran seçkin kadrolar. Dergide Hesap Uzmanları adına çok çarpıcı bir yazı yayınlandı. Özetliyorum: "Anayasa uyarınca vergiler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bu ilkeye bu dönemde uyulmuyor. Yapılan işlemlerin ortak noktası, kanuna aykırı olarak veya kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanarak, alınması gereken verginin alınmamasını sağlayan metinler olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yapanlar (Maliye Bakanlığı) bütün uyarılara karşın hukuka aykırı uygulamaları sürdürüyor. Bu yanlışların en büyüğü ise yapılan bu yanlışlara ses çıkarmamak, hatta farklı nedenlerle alkış tutmaktır." Yazı şöyle bitiyor: "Biz Maliye Hesap Uzmanları Derneği olarak yanlışa alkış tutmaya devam edenlerin, bir gün tarihsel sorumlulukları ile hesaplaşma zorunda kalacaklarını bildiriyoruz. Yasal zemini olmayan uygulamaları alışkanlık haline getirenlere de, her türlü yasal mekanizmayı devreye sokma kararlılığı ile ’Kanun namına durun’ diyoruz." OLAY 3 MALİYE tarihinde görülmemiş bir olay daha. Şu anda devletin Baş Hesap Uzmanı olan Nihat Uzunoğlu, devletin tam 32 trilyon lira tutarında bir alacağının tahsil edilme olanağını ortadan kaldırdığı ve yandaş bir holdinge haksız kazanç sağlattığı için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Daire Başkanı Adnan Ertürk hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Hesap Uzmanı Kazım Serkan Salalı tarafından ortaya çıkarılan 32 trilyonluk kamu alacağının, bununla ilgili dava açılması için gerekli onayı vermeyen ve raporu işlemden kaldıran Daire Başkanı Ertürk’ün yargılanıp cezalandırılması isteniyor. Devletin Maliye Bakanlığı, Bay Unakıtan’ın elinde bu durumlara düştü! Hesap sorulmayacak mı? Elbette sorulacak. Bay Unakıtan’ı şimdiden Yüce Divan önünde görür gibiyim. Emin ÇÖLAŞAN 17 Temmuz 2007
.

Yorum (0)

Maliye Bakanlığı’na telekulak soruşturması

11/08/2008

Danıştay, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu

 

ANKARA - Maliye Bakanlığı’nda ’telekulak’ skandalı patladı. Danıştay 1. Dairesi, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu.

Danıştay, Ateş’in telefonlarını dinlemeye aldıran Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni istenmesine dair yapılan başvuruya ilişkin hazırlanan raporu yetersiz buldu. Yeni bir raporun hazırlanıp kendilerine gönderilmesini isteyen Danıştay, daha sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek.

 VERGİ DENETMENİNİN TELEFONU KOCASININ ÜZERİNE KAYITLI

 Nermin Ateş’in kullandığı cep telefonunun, eşi Hıdır Ateş adına kayıtlı olduğu tesbit edildi. Hıdır Ateş, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na başvurarak eşi Nermin Ateş’in kullandığı ve kendi adına kayıtlı bulunan cep telefonunun hangi gerekçelerle dinlemeye alındığını sordu. Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde dilekçe yazarak, telefonunun neden dinlendiğini soran Ateş’e, istediği bilgilerin kendisine verilemeyeceği yanıtı verildi.

Ateş de, bu yazı sonrası hakkında açılmış bir soruşturma olmadığı halde telefonunun dinlemeye alınarak özel hayatın gizliliğinin ve iletişim özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia ederek telefonu dinlemeye alan Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında şikayetçi olduğunu belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık da ilgililer hakkında soruşturma başlatmak için Maliye Bakanlığı’ndan izin istedi. Maliye Bakanlığı, olayı incelemesi için müfettiş görevlendirdi. Müfettiş, Ateş’e ait telefonu dinlemeye aldırma eylemiyle illiyet bağı bulunan tüm şüphelilerin isnat edilen eylemle ilgilerine göre haklarında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönünde bir öneri getirilmesi yönünde bir inceleme yapmadan soruşturma izni verilmemesi gerektiğini belirtti.

 BAKANLIĞIN KARINA İTİRAZ

 Hıdır Ateş, Maliye Bakanlığı’nın bu kararına itiraz etti. İtirazı görüşen Danıştay 1. Dairesi Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma vizesi verdi. Kararda şöyle denildi:

"Eylemle illiyet bağı bulunan şüphelilerin ismen ve görev yerleri itibariyle tespit edilerek haklarında yasal merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak tüm şüphelileri kapsayan bir ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından söz konusu inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıkları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın eksiksiz olarak dairemize gönderilmesi gerektiğinden, itirazın kabulüyle Maliye Bakanı’nın, şikayetin işleme konulmamasına ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın gereğinin yapılması için Maliye Bakanlığı’na iadesine oy çokluğuyla karar verildi"

Maliye Bakanlığı, Danıştay’ın bu kararının ardından yeni bir rapor hazırlayacak. Danıştay da hazırlanan raporu inceledikten sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek. (anka)

.

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »